SÖYLEŞİyorum

‘’ Ümit Akyol, Türkiye İkincisiiii ! ’’

Spor Hocası

Ümit Akyol ile Konuştuk

1.Sizi tanıyabilir miyiz?

1964 Salihli, Torunlu Köyü doğumluyum. Üç buçuk yaşımdan beri Salihli’de ikamet etmekteyiz. Eşim Döndü Hanım, bayan kuaförü. İki çocuğum var. Oğlum Tolga 1990 doğumlu,  kızım Zeynep 1995 doğumlu. Oğlum da, kızım da beden eğitimi öğretmeni ve ikisi de atama bekliyor. Şimdilik ücretli öğretmenlik yapıyorlar. Oğlum ayrıca Ankaspor’da futbol antrenörlüğü yapıyor. Kızımın branşı yüzme öğretmeni.

2. Ne zamandır sabah spor yaptırıyorsunuz?

Spor yaptırmaya 25 yaşımdan beri devam ediyorum. Yani toplam 38 senedir kesintisiz olarak insanlara pazar günleri hariç; her gün sabah sporu yaptırıyorum. Amacım sadece insanlara sporu sevdirmek ve faydalı olmak. İnsanlara doktor tavsiyesi ile mecbur kalmadan, spor yapmalarını şiddetle öneriyorum. Yemek, içmekten nasıl vaz geçemiyorsak, spordan da vazgeçmemeliyiz. Sağlıklı bir yaşam için, sporu sevdirerek, faydasını bizzat hissettirerek, alışkanlık kazanılması için uğraşıyorum. Çok geniş kitlelere ulaştırmak istiyorum. Bunun karşısında hiçbir ücret talebimde yok. Amacım sporu sevdirmek ve yayılmasını sağlamak.

3.Sabah sporu yaptırmaya başladığınız ilk günü hatırlıyor musunuz?

Daha önceleri Kocaçeşme Mahallesi’nde oturuyorduk. O zamanlar; teyzeler, ablalar akşamları kapı önünde oturup sohbet ederlerdi. Onlara hareketli olmanın ve spor yapmanın faydalarından bahsederdim. İsterlerse sabahları onlara spor yaptırabileceğimi söyledim. Bu teklifimi kabul ettiler ve sabahına hep beraber ilk sporumuzu yaptık. Başlangıçta toplam altı kişiydik, her gün gitmeye başladık. Stada spor yapmaya gelen insanlardan bir kısmı da bize katılınca bayağı kalabalık olduk. Ayrıca bazı pazar günlerinde, spor arkadaşları olarak doğa yürüyüşleri de yapıyoruz. Bu faaliyetimiz kulaktan kulağa yayılınca bürokrasinin de haberi olmuş. Birkaç kere; topluma bu olumlu katkımızdan dolayı Kaymakam gelip bizi ödüllendirdi, onure etti.

4.Tam 38 yıldır yaz, kış demeden, bıkmadan, usanmadan haftanın 6 günü sabah sporu yaptırmaya sizi motive eden şey nedir?

Bizim dönemde beden eğitimi öğretmenliği 105 puanla alıyordu. İmtihanına girdim puanım 104.99 geldi. Bir de milli takıma çağırıldığım için direkt giriyordum ama giremedim. O beni yıktı. İçimde bir ukde kaldı. Kendi kendime; illa ki öğretmen olmam şart değil, bu şekilde de faydalı olabilirim dedim. Ondan sonra insanlara faydalı olabilmek adına böyle bir faaliyete başladım. Bu olay Salihli’de çok tuttu. Ben de bu arzumu, bu şekilde tatmin ediyorum. Sabahın olmasını dört gözle bekliyorum. İnsanlara faydalı olmak beni mutlu ediyor.

5. Çalıştırdığınız insanlar içinde başladığınız günden bu yana sizi hiç bırakmayan kişi veya kişiler var mı?

İlk başladığım dönemden kimse yok ama 25 senedir gelen Emekli Öğretmen Zehra Hanım, Nezahat Ceyhan Hanım ve tabii ki Eşim Döndü Akyol Hanım var. Ayfer Karabıyık Hanım 17 senedir geliyor. Nermin Gür Hanım, Naciye Beceroğlu Hanım,  Zeynep Ulusoy Hanım en az 15 senelik müdavimlerimizden. Erkeklere gelince Emekli Başkomiser Mustafa Bey, Emekli Öğretmen Tevfik Bey 13 senedir, Hollanda’dan Emekli Hüseyin Bey, Sanatçı Rıza Bey 6 senedir geliyor. Şu anda ismini hatırlayamadığım diğer arkadaşlar kusura bakmasınlar.

6. Yeni başlayanlara  ne tavsiye edersiniz?

İnsanların hayatı çok stresli. Spor bu stresli hayat ile baş etmeye spor çok büyük bir katkı sağlıyor. Spor yapmayan insanların rutin bir hayatları var. İçinde spor olmayan rutin hayattan kurtulmaları için kararlı olmaları gerekmektedir. Spor bir daha çıkmamak üzere hayatlarına girmeli ve ömür boyu devam etmelidir. Spora doktor tavsiyesi ile değil, rahatsızlanmadan başlamalarını öneririm. Nasıl düzenli olarak karnımızı doyuruyorsak, uyuyorsak sporu da bunun gibi düşüneceksiniz. Spora yeni başlayanlarda ilk birkaç gün kaslarda et kırması oluyor ama bu sadece beş gün için geçerlidir. Sonra vücut normale dönüyor, saat gibi oluyor.

7.Spor hayatınızda hem futbol hem de atletizm olmuş. İki spor dalını bir arada götürmüşsünüz. O dönemlerinizden de biraz bahseder misiniz?

İlkokuldan beri futbola karşı bir ilgim vardı. Okul bahçesinde arkadaşlarla çift kale maçlar yapıyorduk. Ortaokul 2. sınıfta eski futbolcu ve öğretmenim Armağan Hoca beni atletizm takımına aldı. İlk deneme koşumuzda açık ara binince gelince okul takımına seçildim. Salihli’yi temsilen Manisa’ya gittik, orada da birinci gelince Manisa bölgesini temsil eden 6 kişilik ekibin içine girdim. Böylelikle atletizm hayatım başlamış oldu. Daha sonra okul futbol takımına girerek futbol hayatımı başlatmış oldum. Öğrencilik hayatım devam ederken Sanayispor kurulmuştu. Orada antrenmanlara çıkmaya başladım, daha sonra lisansım çıktı.

Bir ara futbola ara vererek atletizme ağırlık verdim. O dönemde lise 3.sınıftaydım. Ankara’da atletizm yarışmasında Manisa bölgesini temsil edenlerden biri de bendim. Manisa’da toplandık, 6 atlet Ankara’nın yolunu tuttuk. Yarışacağımız yeri görmeden bir gece otelde yattık. Ertesi gün yarışın başlangıç noktasına gittik. Ben koşarken 13. sıradaydım. İlk 15 kişi milli takıma seçilecek dediler, seçileceğim diye seviniyorum. Gel gelelim yarışın sonlarına doğru vücudumun iki tarafına şiddetli bir ağrı girdi, dayanamadım yürümeye başladım. Yoldan geçen bir amca ‘’oğlum varış aha şurası, niye yürüyorsun koşsana’’ dedi. Kendimi zorladım, gerçekten de 200 metre sonra Anıtkabir’i gördüm ve ön kısmında ‘’varış’’ yazıyordu. Fakat yürüdüğüm için sıralamamı koruyamamış ve milli takıma seçilememiştim. O kadar üzülmüştüm ki belki iki saat ağlamıştım. Yakınlarıma TV’ye çıkacağım diye söz vermiştim ama olmadı.

Daha sonra İzmir’de Yıldız Erkekler Türkiye Şampiyonası’na katıldım. Orada da Manisa’yı temsil için koştum. Bu kapalı salon pist koşusuydu. Hayatımda hiç piste koşmamıştım. Çivili ayakkabıyla koşuluyormuş. Oradan emanet bir çivili ayakkabı verdiler. Onun da topuk kısmında çivinin biri eksikti. 1500 metre ilk koşuya başladık. Kulvarın düz kısmında önde gidiyorum, dönüşe geldim mi geçiliyorum. Bizim Hoca bağırıyor, kendini yırtıyor bana bir şeyler anlatmaya çalışıyor ama ben heyecandan, uğultudan bir şey anlamadım. Meğerse ben dönüşleri geniş alıyormuşum. Bu da benim için bir dezavantaj oluyordu. Yarışı omuz farkıyla ikinci bitirdim. Sonuçlar açıklanmaya başladı, ‘’Ümit Akyol, Türkiye İkincisiiii !’’ deyince dünyalar benim oldu. 800 metre yarışında ise aynı çivili ayakkabılar ile Türkiye Üçüncüsü oldum. O anki sevincimi anlatamam. Milli takıma girmeye hak kazandım.

Daha sonra futbola önem vermeye başladım. O yıl Sanayispor çok güçlü bir kadro kurdu. Antrenör olarak da Bayram Erbil’i getirdiler. Erbil benimle çok ilgileniyordu. Bana ‘’Sen iyi bir topçu olacaksın, seni sadece top tekniği üzerine çalıştıracağım’’ diyordu. Beni kadrodan hiç eksik etmiyordu. Bayram Erbil’den sonra kulübü rahmetli Mümin Özkasap çalıştırmaya başladı. Mümin Hoca’da benimle çok ilgilendi. O da beni her maçta kadrosuna aldı. Kula ile erteleme maçımız vardı. Beni ikinci yarı takıma aldı, saha çamur, balçık. Kalecimiz Rahmetli Hüseyin Abi’nin ayağındaki eşofman çamura bulanmış, ağırlaşmış, ikide bir yukarı çekiyordu. Neredeyse üzerinden düşecekti. 1-0 mağlubuz, karambolde top önüme geldi, bütün gücümle vurdum gol oldu. Davullar, zurnalar ortalık yıkıldı. Bir gol de Selman abi attı, maçı 2-1 kazandık ve o gün lider olduk. İki maç sonra da maçlar bitti, Manisa birincisi olduk.

Türkiye Şampiyonasına maçları başladı. Orada da devamlı kadrodaydım. Son maçımızda İzmir’in Yeşilova’sı ile karşılaşıyorduk. Şampiyon olmak için Yeşilova’ya beraberlik yetiyordu. Biz yendik, şampiyon olduk. Tam profesyonel olacakken, Salihli’deki diğer amatör kulüpler Yeni Salihlispor adı altında birleşti. Bizim yönetim bu birleşmede bazı şeyleri beğenmediği için bu oluşumdan çekildi. Yönetim sadece yeni oluşumun eline geçince, benim de profesyonel olmam gerçekleşmedi.

8. Askerde spora devam edebildiniz mi?

Bilecik’te, çavuş talimgâhında iken hafta sonları bölükler arası yarış yapılırdı. Önce oralı olmadım. Salihlili bir asker arkadaşım üsteğmene benim hakkımda bilgi vermiş. Üsteğmen beni buldu; önce fırçaladı, sonra da yarışlara dahil etti.

İlk yarışmada açık ara (en az 500 metre) ile birinci oldum. Bölük komutanı, ‘’Oğlum bu kadar iyisin de neden kendini sakladın’’ dedi ve alnımdan öptü. Daha sonra birçok yarışmalara girdim, hep birinci oldum.

Bilecik’ten, Van’ın Özalp ilçesine dağıtım oldum. Van’daki tugay seçmelerinde futbol takımına seçildim. Orada 45 gün kampta kaldım. Çanakkale’ye tugaylar arası futbol karşılaşmasına gittik. Jandarmagücüne sadece beni seçtiler. Jandarmagücü 41 senedir şampiyon olmuyormuş. Çok ilginç bir şey oldu, bütün maç sonuçlarını rüyamda gördüm. Rüyamda şampiyon oluyorduk ve şampiyon olunca komutanımız  soyunma odasına giriyor, ‘’Çocuklar size 5 gün kafadan izin’’ diyor. Şu maç şöyle bitecek, bu maç böyle bitecek ve şampiyon oluyoruz; komutan da bizi beş gün kafa iznine yolluyor diyorum kimse inanmıyor. Rüyamda ne gördüysem, maç sonuçları dahil hepsi bire bir gerçekleşti. Şampiyon olduk, aynı rüyamda gördüğüm gibi komutanımız ‘’çocuklar size beş gün kafa izni’’ dedi. Durdu durdu ‘’bir gün de benden altı gün’’ dedi. Arkadaşların hepsi geldi bana sarıldı. ‘’Ümit sen erdin mi yoksa?’’ dediler. Jandarmagücü 41 yıldır hiç şampiyon olamıyormuş. Şampiyonluğu bizim döneme nasip oldu.

9.Geriye  dönüp baktığınızda sizi en çok mutlu eden şey nedir?

Hiç unutmam, bir gün eşimle çarşamba pazarında alışveriş yapıyorduk. Yanlarında ufak çocukları olan bir ailenin babası ‘’Hocam merhaba’’ dedi. Ben kendisini tanıyamadım. Eşine döndü ve ‘’benim astsubay olmama sebep olan Hocam ’’ dedi. ‘’Ümit Hoca sayesinde hayatımı kurtardım’’ dedi.  Eşim de çok mutlu oldu, ben de çok mutlu oldum.

Yine pazar yerinde eşi ve iki çocuğu ile alışveriş yapan birisi ‘’merhaba Hocam’’ dedi. ‘’Siz beni yıllar önce çalıştırdınız ve beden eğitimi öğretmeni oldum. Herkes para ile çalıştırırken, siz benden hiç para almadınız’’ dedi. Sarıldık birbirimize, duygusal anlar yaşadık. Bu olay da beni çok mutlu etmişti. Emin ol en az 15 kişiyi askeri okullara sokmuşumdur.

10.İlginç bir anınızı anlatır mısınız?

İstanbul’da Yeni Salihlispor adına 21 kilometrelik Uluslararası Asya, Avrupa Maratonu’nu koşuyorum. Amatör, profesyonel bir sürü katılımcı var. Yanıma 6. kilometrede bir kadın geldi ve 13. kilometreye kadar beraber koştuk. Beni 13. kilometreden sonra bıraktı ve daha da hızlanarak ileri gitti .

Ödül töreninde önce bayanlar açıklandı. Birinci, İngiliz Margaret (soyadını hatırlayamadı) diye anons yapıldı. Bir de baktım yedi kilometre yanımda koşan kadın. Meğer 7 kilometre ben ona tempo vermişim.

Takriben 5 yıl sonra televizyondan, olimpiyatlardaki 5 bin metre yarışını seyrediyorum. Yarışmadaki bayanlardan birisini tanıyorum ama nereden? Diye düşünüyorum. Üçüncü oldu. Ödül töreninde kamera yakın planda çekince, bir de baktım benim İstanbul’da tempo verdiğim atlet kadın. Olimpiyat üçüncüsü oldu. Bu da unutamadığım ilginç anılarımdan biridir.

Yorum: Salihli’nin Ümit Hocası

Ben de sporu seven birisi olarak, uzun yıllar sabah yürüyüşü yapan biriyim. Stada her sabah gittiğimde Ümit Hoca’yı sporseverleri çalıştırırken görüyordum. Ne yalan söyleyeyim, yapılan hareketleri ilkokul çocuklarının yaptığı hareketler gibi görür, önemsemezdim. Bu bakımdan grubuna uzun yıllar katılmadım.

Emekli olduktan bir müddet sonra, stadda yürüyüş yaptığım bir gün, monotonluktan kurtulma düşüncesiyle, kerhen Ümit Hoca’nın çalıştırdığı gruba katıldım. Ertesi gün omuzlarım ağrımış, baldırlarım et kesmiş olarak uyandım. Yataktan kalkarken ve yürürken bu ağrılar bana arkadaşlık yaptı. Yaptırdığı hareketlerin basit olmadığını, vücudumuzun bütün kaslarını çalıştırdığını o zaman anladım. Tanınmış bir deterjan firmasının dillere pelesenk olmuş reklam spotundaki gibi ‘’ Test ettim, onayladım.’’ Günden güne azalan ağrılar Ümit Hoca’nın da söylediği gibi beşinci günden sonra kalmadı. Devam eden süreçte vücudumdaki olumlu gelişmeleri (sıkılaşma) görünce, ön yargımın ne kadar yanlış olduğunu anladım.

Ümit Hoca, bu hizmetinden dolayı hiçbir ücret talep etmiyor. Paranın ‘’put’’ olduğu böyle bir dönemde, insanlara hiçbir ücret talep etmeden hizmet vermesi gerçekten takdir edilesi bir durum. İsterse bunu bir gelir kapısına çevirebilirdi. Ama onu mutlu eden, hiç karşılık beklemeden insanlara faydalı olmak. Ayrıca spor akademilerine, askeri okullara, öğretmen okullarına girecek olan adayları ücretsiz çalıştırması da gerçekten çok erdemli bir davranış. Başaran öğrencilerin yıllar sonra karşılaştıklarında ona minnetle, sevgiyle sarılmaları Ümit Hoca’nın en büyük mutluluk kaynaklarından biri olsa gerek.

Mütevazı bir yaşantısı var. Ailece sporcular. Eşi Döndü Hanım ve iki sporcu evladı ile birlikte sporla iç içe bir yaşam sürüyorlar. Aile olarak spor, hayatlarının olmazsa olmazı. Spor tutkusunu bütün aileye aşılayarak örnek olmuş. Salihli halkına bu hizmetinin bir ömür devam etmesini dilerim. Çalıştırdığı sporseverler adına kendisine teşekkür ederim.