SÖYLEŞİyorum

‘’Şu Anda Elimde 48 Ülkeye Ait Bebekler Var’’

Emekli Özlem Yem Fabrikası Müdürü, Kimyager, Koleksiyoner

Mazhar  Aykol ile KonuÅŸtuk

1. Sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Mustafa Mazhar Aykol. Ancak Mustafa göbek adım olduÄŸu için çok kullanılmıyor. Mazhar olarak biliniyorum. Ankara’da 1950 yılında doÄŸdum. Evliyim iki oÄŸlum ve torunlarım var.

Babam subay olduÄŸu için Elazığ, Mersin dolaÅŸtık. Sonra Bornova’ya geldik. İlkokulu, ortaokulu Bornova’da, liseyi İzmir’de okudum. İzmir Atatürk Lisesi’ni bitirdikten sonra, İstanbul Teknik Üniversitesi Kimya Bölümü’nden mezun oldum. Muhtelif yem fabrikalarında çalışırken Özlem Yem Fabrikası’ndan çalışma teklifi geldi. Orada 34 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum.

2. Sıra dışı bir koleksiyonunuz var. Bebek koleksiyonu fikri nasıl oluştu?

Tesadüfen oluÅŸtu. İngiltere’ye gitmiÅŸtim orada İngiliz yöresel bebeklerini gördüm, satın aldım. Ondan sonra Singapur’a gitme durumum oldu. Orada da beÄŸendiÄŸim 1-2 bebeÄŸi aldım. Bir tanesi Japon bebeÄŸiydi. Sonra Macaristan’a gittim. Orada bayağı çok bebek çeÅŸitleri gördüm. Oradan da 3-5 tane aldım. Sonra yine görevli olarak birçok ülkeye gittim. O ülke, bu ülke derken bebeklerim çoÄŸaldı. Ondan sonra mobilyacıya gidip, camekânlı dolap yaptırdım ve bibloları yerleÅŸtirdim. Zaman içerisinde doldu. İkinci dolap, üçüncü dolap derken, bu bende bir tutku halini aldı.

Bu arada Türkiye’nin muhtelif yerlerinden bebekler toplamaya baÅŸladım. Bizim folklorumuz çok zengin. Emekli olduktan sonra halk eÄŸitimi merkezlerine mektuplar yazdım; yöresel yapılmış bebekler varsa satın alabilirim diye. Ardahan bölgesinin Damal Bebekleri’ni bana gönderdiler. Bu bebekler Ardahan’ın, Damal ilçesinin yöresel el emeÄŸi folklorik bebekleridir. 1996 yılında Japonya’da yapılan yarışmada birinci olmuÅŸlar. Daha sonra Samsun Halk EÄŸitimi Merkezi yolladı. Bir, iki yerden daha geldi. Bu arada hanımla beraber tatil için muhtelif yerlere seyahatler yaptık, o zaman da aldık.

Türkiye’de de çok sayıda hediyelik eÅŸya satan yerler var. Ancak bizim halkımız geleneklerine çok baÄŸlı deÄŸil. Şöyle bir örnek vereyim. Ben Bulgaristan’a gitmiÅŸtim. Orada bebek satın almak için bir dükkâna girdim. Almak istediÄŸim bebek hakkında bana detaylı olarak bilgi verdiler. Satıcı ‘’şu yörenin, ÅŸu daÄŸ köyünün bebekleri’’ dedi. Bizde ise soruyorsun bu bebek hangi bölgenin? Diye. Cevap olarak bu bebek Türk bebeÄŸi diyorlar. Bebek hakkında detaylı bir bilgi edinemiyorsun.

3.Çalışma hayatınızda işiniz gereği hangi ülkelere gittiniz?

Gerek iÅŸ seyahati, gerekse tatil seyahatlerimde birçok ülkeye gittim. Avrupa’da hemen hemen birçok ülkeye gittim. Amerika’ya gittim, Singapur’a gittim. Koleksiyonumda Japon bebekleri de var ama Japonya’ya gitmedim. Onları Singapur’dan aldım. Zaman zaman yurt dışına çıkan arkadaÅŸlarıma da sipariÅŸler verip getirttim. Afrika’dan ben de aldım, çocuklarım da getirdiler. İsrail’e gittim oranın bebeklerinden aldım. Åžu anda elimde 48 ülkeye ait biblolar var.

4. Satın aldığınız bebekler için belli bir kriteriniz var mı, yoksa beğendiğiniz her bebeği alıyor musunuz?

Aldığım bebeÄŸin hangi yöreye ait olduÄŸunu öğrenmek en büyük kriterim. Tabii bu her zaman mümkün olmuyor. Bunu satıcılarda bilemiyorlar zaman zaman. Birçok yerde bunun cevabını alamadım ama araÅŸtırmaya, öğrenmeye gayret ettim. Bulgaristan’dan sonra, Almanya’da da bunun cevabını bulabildim. ‘’Bavyera’nın ÅŸu bölgesinin bebeÄŸi’’ dediler. Fakat bazı ülkelerde de net cevaplar bulamadım. Hangi yörenin bebeÄŸi olduÄŸu önemli benim için. O bebeÄŸin hikâyesini bilmek isterim ama çoÄŸu zaman maalesef bu mümkün olmuyor.

5. Koleksiyonunuzun en beÄŸendiÄŸiniz bebeÄŸi hangisi?

Tabii ki Türk bebekleri benim için önemli. Sabahleyin hanımla konuşuyorduk ama şu anda hatırlayamadım. Burnu büyük bir erkek biblosu var. Her gören ‘’Laz erkeği’’ diyor. Çünkü ‘’Lazların burnu böyle kocaman olur’’ diyorlar. Tam da bir laz erkeğini temsil ediyor. Ona karşı sempatim var.

6. Evde sergileme fikri nasıl oluştu?

Önceleri böyle fikrim yoktu. Zaman içinde gittiğim ülkelerden toplamaya başladığım bebeklerin sayısı çoğalınca, ben de böyle bir fikir oluştu. Daha sonra bir camekânlı dolap yaptırayım dedim. İlk yaptırdığım camekânlı dolap doldu. Arkasından ikincisi doldu, üçüncüsü doldu. Dolaplar doldukça bu bende bir tutku haline geldi. Yurt dışına giden dostlardan da biblolar istemeye başladım. Onların getirdikleri de oldu. Daha sonra ülkemizin değişik bölgelerinden de bebekler toplamaya başladım.

7. Bu  bu soru eÅŸinizi de ilgilendiriyor. Gerçi camekânlı dolaplar ile tedbir almışsınız ama yine de bakımı zor olmuyor mu?

Camekânda olmasına raÄŸmen çok toz alıyor. İki yıl öncesine kadar saÄŸ olsun eÅŸim tek başına bebeklerin temizliÄŸi ile ilgileniyordu. Son iki yıldır artık ben de yardımcı oluyorum. Temizlik yapacağımız zaman ben bebekleri çıkarıyorum, eÅŸim vitrinin içini temizliyor, siliyor, tozunu alıyor. Daha sonra ben bebekleri aynı titizlikle yerlerine yerleÅŸtiriyorum.

8. İleride bir oyuncak müzesi açmayı düşünür müsünüz?

Hayır düşünmüyorum. Benim için bunlar çok değerlidir. Bazen karşılarına oturuyorum onları izliyorum. Her birinin ayrı bir güzelliği var, anısı var. Çoğu gittiğim yerlere ait. İçlerinde çok az arkadaşlarımın getirdikleri var. Onları seyrederken çok mutlu oluyorum. Onlardan ayrılmam mümkün değil. Benden sonra çocuklar belki yaparlar ama benim böyle bir düşüncem yok.

9. İlginç bir anınızı okuyucularımız ile paylaşır mısınız?

Ülkemizde çok aradığım Bursa’nın kılıç kalkan ekibinin biblosunu maalesef bulamadım. Çin’e gitmiÅŸtim. Çin’de yine hediyelik bebekler satan dükkânları dolaşırken, dükkânlardan birinde buldum. Önce çok ÅŸaşırdım, sonra buruk bir sevinç yaÅŸadım. Ülkemizin folklorik deÄŸerlerinin baÅŸka bir ülkede pazarlanması beni üzdü. Size birazdan göstereceÄŸim, üzerinde ‘’Made in China’’ yazıyor.

10.İlave etmek istediğiniz bir şey var mı?

Öncelikle bu hobimi Salihli halkına tanıttığınız için teşekkür ederim. Tabii hobimin ilgi görmesi, bir söyleşiye konu olması beni mutlu etti. Belki bu söyleşiyi okuyan insanların da bu tür hobiler edinmesine vesile olabilirim. Herkese en az bir hobisinin olmasını tavsiye ediyorum.

Yorum:   Neden Olmasın? 

Bazı insanlar için ‘’nev-i şahsına münhasır’’ denir. Dilimizin çok beğendiğim en zarif ifadelerinden biridir. Benzeri olmayan, özgün anlamındadır. Mazhar Bey’de gerçekten nev-i şahsına münhasır insanlardan birisi. Davranışları, konuşma tarzı, zarafeti ve giyimi ile bu ifadeyi hak ediyor.

İnsanların seyahatlerinden dönerken yakınlarına hediyeler alması gayet doğaldır. Mazhar Bey’de seyahatlerinde, yakınlarına hediye alırken gördüğü bebekleri satın alarak, farkında olmadan evindeki uluslararası bebek koleksiyonunun temellerini atmış. Seyahat ettiği ülkeler çoğaldıkça, bebekler de çoğalmış, evi adeta uluslararası bebeklerin sergilendiği butik bir müzeye dönüşmüş.

Ülkelerin gittikçe birbirine benzediği dünyamızda, maalesef kültürel varlıkların silikleştiği bir dönemdeyiz. Mazhar Bey, ülkemizin ve diğer ülkelerin folklorik değerlerinin simgeleştiği bebekler ile adeta bir kültürel bir koalisyonu sergiliyor.

Onlardan ayrılamayacağı için müze düşüncesinden sıcak bakmıyor. Böyle kültürlerarası bir güzelliÄŸin Salihli’ye kazandırılması; kültürel anlamda büyük katkı saÄŸlar. Bu durumda ben de durumdan vazife çıkararak; en azından çocuklarından bunu Salihliler adına rica ediyorum. Bir ‘’Mazhar Aykol Bebek Müzesi’’ neden olmasın?

 Serpil Aykol Hanım

Bu arada eÅŸi Serpil Hanım’a da bir parantez açmadan yapamayacağım. Yaptığı vitray ve diÄŸer sanatsal çalışmalarını çok beÄŸendim. Sizlerle paylaÅŸmadan yapamadım.