Genel

CUMA YAZILARI;

Ahmetli Gazi İlkokulunda üçüncü veya dördüncü sınıftayım, öğretmenimiz bizi okulumuzun biraz ilerisinde olan yaraşlılı bayramın evinin köşesindeki küçük postane binasına götürmüş oarada bize telefonla konuşma adabını ve telefonu tanıtma amacı ile birbirine paralel iki telefonla konuşmamızı sağlamıştı, çok hoşumuza gitmiş sırası gelen çocuk telefonu bırakmak istemiyordu, o zamanlar manyotolu dedğimiz telefonlar vardı üzerinde manyotosunu çeviren sadece karşıdaki santralin zilinin çalmasını sağlayan bir ahizeydi, ve postanelerde santral memurları olurdu o tarihlerde önlerinde bir sürü fişler birini çıkarıp birini takarlar vatandaşın sevdikleriyle konuşmasını sağlarlardı,İnsanlar gider postaneye telefon yazdırırlardı işte İstanbul şu numaralı telefon , normal, acele, yıldırım diye ve beklerler en hızlısı yıldırı önce bağlanırdı bazen birkaç saat beklendiği olurdu,yada koca Ahmetli’de birkaç evde veya bazı işyerlerinde telefonlar vardı , oradan manyotoyu çevirir santralden aynı şekilde bağlanmak istediğiniz numarayı söyler sonra beklerdiniz

Bizim demirciler çarşısında bir tek Sinek Seyfi nin (Seyfi Uzun) yazanesinde telefon vardı , bütün çarşının telefonu o idi çarşı esnafı her hengi bir yerden kendisinden telefon numarası istendimi o telefonun numarasını verirdi, Tel::11 Bizim hanın kapısının yanında idi Seyfi amcanın yazıhanesi, babama telefon geldimi hemen koşar hanın kapısına orada bağırır Amcaa der babama ve elini kulağına koyarak telefonu geldiğini bildirir ve babam hızlı adımlarla koşardı yazıhaneye, o tarihlerde Konya’dan at arabası alır satardı , telefonla araba şiparişi verir, veya arabaların geleceği günü bildirirlerdi.

Yetmişli yıllarda telefonlar davetiyeli olurdu , çünkü herkesin evinde telefon yoktu, adres verilir o kişi ile görüşülmek istenirdi, postacı o adrese gider o kişiyi postaneye çağırır konuşmasını sağlardı ,hatta köylere bile bu şekilde telefon edilir , postcılar husisi araba tutar o kişiyi postaneye götürürdü ve karşı taraf ücretini öderdi, Ödemeli olurdu telefonlar karşı taraf öderdi parasını, genellikle öğrenciler evlerine anne babasına ödemeli telefon açarlardı, veya askerler yapardı aynı şeyi.

Ağbim Balıkesir de okuyordu, babam ağbimin yanına ziyarete gitmişti, tam o arda babamın teğze oğlu Ali amca Ahmet liye bize ziyarete gelmişti akşam üstü arabalarıyla Almanya dan ve postaneden ağbimlere davetiyeli adreslerini vererek telefon etmiş,babam apar topar geriye dönmüştü misafiri ve teğze oğlunu çok sevdiği için,şimdiki aklımla düşünüyorum ben olsam gelmezdim.???

Ve ben 1981 yılında Kırşehir’in Çiççekdağı Kösefakılı köyünde öğretmen olarak göreve başladığımda evimin karşısında postane acentesi vardı, ve içinde bir tane etraftaki köylerle parelel bağlı bir manyotolu telefon vardı, Kındamlı postacı Yusuf telefon yazdırırdık memlekete hem yanında oturur sohbet eder telefonun bağlanmasını beklerdik.Postacı Yusuf manyotoyu çevirir bütün paralel telefonlar çalar , postacı Yusuf bağırmaya başlar ,Korkorlu kapat, mahzenli çık aradan, çubuk tarla sende kapat, Afet sen bi müsaade et der Çiçekdağındaki meşhur santral memuru Zahide’yi yakalar ve güzel ablam diye başlar bize bir Manisa Ahmetli yi bağlarmısı der kapatırdı, ve beklemeye başlardık.Bekleme arasında telefonda Zahide ve Afat kavgalarına şahit olurduk .Afat Akçakent in erkek memuru idi postanenin zahide ise Çiçekdağında santral memuresi idi……..

 davetiyeli telefonlardan sokakta gezen le bile konuşabildiğimiz , görüntülü konuştuğumuz telefonlar,insanları artık birbiriyle dokunarak görüşmesini engelleyen telefonlar, ama bir çoğumuzun edep ve adabını bilmedimiz telefonlar, kolay gönül almayı sağlayandediğimiz ama gerçekte ne kadar gönül aldığımızı bilmediğimiz telefonlar.Hani bir bayram kartının yerini tutarmı,çok nadirde olsa iki byramda bir de olsa gidip gönüllediğimiz büyüklerimizin bayram kutlamasınıyerini tutarmı telefon mesajları bilmem.JSonuç olarak o günlerden bu günlere geldik ve ben geçen gün bir akıllı telefon aldım, hakikatten çok akılı içinda benimle konuşan birisi bile var,

Akıllı telefon icad oldu,akıllı evler oldu ama insanlar birbirine dokunamaz,birbiriyle kucaklaşamaz oldu,kuru bir mesaj her işi görür oldu.

HAYIRLI CUMALAR 17/02/2017 MUSTAFA ÖZGÜNDE