SÖYLEŞİyorum

‘’Her Şeyi Aptallar Bilir’’

Gökcen Bakkaliyesi Sahibi, Kitap Kurdu

Özcan Gökcen ile Konuştuk

1. Sizi tanıyabilir miyiz?

24.03.1960 tarihinde Manisa’nın Salihli ilçesine bağlı Çapaklı Mahallesi’nde doğdum. Küçük yaşlarda babamın yanında esnaflık mesleğine başladım. Halen de bu mesleği icra etmekteyim. Aynı zamanda çok küçük yaşlardan beri bağlama çalıp türkü söylerim.

2. Çevrenizde devamlı kitap okuyan biri olarak tanınıyorsunuz. Kitap okuma aşkı ne zaman başladı?

Okumaya hep merakım vardı. Okuma sevgim benim yaşıtlarımın da bildiği; Redkit, Zagor ve Tommiks gibi çizgi romanları okumakla başladı.

3.Ne tür kitaplar okuyorsunuz?  Özel bir ilgi alanınız var mı?

En sevdiğim felsefe türü olmakla birlikte Antik Çağ filozofları da ilgimi çekmektedir. Bu alanlarda çeşitli araştırmalar ve okumalar yaptım. Bunların yanı sıra; dünya klasikleri ve çağdaş Türk edebiyatını okumayı da çok severim.

4.Kitap okumanın size ne gibi katkıları oldu?

Kitap okumak olaylara farklı bir perspektiften bakmamı sağladı. Her yeni bilgide aslında ne kadar az şey bildiğimi fark ettim.

5. Okumalarınızın meyvesi olarak defterinize size ait özlü sözler yazmışsınız. Anladığım kadarıyla bu şekilde bir nevi deşarj oluyorsunuz. Bu birikimlerinizi ileride başkaları ile paylaşmak amacıyla kitap haline getirme düşünceniz var mı?

Çocuklarım da aynı şeyi söylüyorlar ama şimdilik böyle bir düşüncem yok. İleride belki bu düşüncem değişebilir. Belki de çocuklarım bunu gerçekleştirir, bilemiyorum. Yazdıklarımı internette kendi gruplarımız da paylaşım yapıyorum.

6. Okumayı sevmeyenlere veya çok istediği halde okumayı başaramayanlara bir tavsiyeniz var mı?

Okumak her ne kadar küçük yaşlarda edinilen bir kazanım olsa da, sonradan da bu alışkanlık edinilebilir. Yeter ki zamanım yok gibi bahanelerin arkasına sığınmayalım. Her gün bir sayfa da olsa ilgimizi çeken bir şeyleri okumaya başlayarak, düzenli bir şekilde bu eylemi sürdürüp hayatımıza kattığı bilgi ve becerilerin fark ettiğimizde, kitap okumak eğlenceli bir eyleme dönüşecektir.

7.Peki gençlere bir öneriniz var mı?

Az önce de bahsettiğim üzere, zamanım yok gibi bahanelerin arkasına sığınmadan, özellikle sosyal medyaya ayırdıkları zamandan fedakârlık yaparak her gün bir sayfa da olsa düzenli olarak kitap okumaya zaman ayırmalarını tavsiye ederim.

8.Bu konuda başınızdan geçen ilginç bir olayı okuyucularımız ile paylaşır mısınız?

Okumanın önemini bilmeyen insanlar tarafından ilginç bir şekilde eleştirildiğim oldu. Bunlardan bir tanesini anlatmak isterim.

Bir gün yine dükkânda kitap okurken “ne okuyorsun?” diyen birisiyle karşılaştım. Ben de kendisine cevaben felsefe okuduğumu söyledim. Bunun üzerine bu kişi bana alaycı bir şekilde “Siz çok şey biliyorsunuzdur, değil mi?” şeklinde bir söylemde bulundu. Ben de kendisine cevap vermedim. Bir kaç hafta sonra aynı kişi yine yanıma gelerek bana küçümseyici bir tavırla “yine felsefe mi okuyorsun?” diye sordu. Ve aynı alaycı bir tavırla yine “Siz çok şey biliyorsunuzdur, değil mi?” diye ekledi. Ben de kendisine cevap olarak kitap okuyan her şeyi bilmez, her şeyi aptallar bilir dedim.

Yine benzer şekilde “kitap okumak karın doyuruyor mu?” sorusuyla karşılaştım. Verdiğim cevap, bu dünya bu zamana kadar ne çektiyse karnı dolu, aklı boş insanlardan çekti oldu.

9. İlave etmek istediğiniz bir şey var mı?

Aslında ihtiyacımız olan tek şey sevgidir. Sevgi; zenginliği, başarıyı ve mutluluğu da beraberinde getirir. Yaratıcı, dünyayı sevgiyle yaratmıştır. Kâinata sevgi gönder ki sana geri dönsün.

Yorum: Bilge Esnaf

Özcan Bey’in dükkânına ne zaman gitsem elinde kitap, gözünde gözlük. Adeta okuduğu kitapların onu götürdüğü mekânlarda geziyor. Bedenen dükkanda, ruhu başka alemlerde geziyor. Bakkal tezgâhının arkasında bedenen duran fakat zihnini Antik çağdan, klasik edebiyata kadar geniş bir alanda gezdiren bilge bir esnaf profili gerçekten etkileyici.

Dükkânını açarken sadece rızkı için açmıyor, aynı zamanda  zihni için de açıyor. Bir yandan rızkını kazanırken diğer yandan düşün dünyasını zenginleştiriyor. Her ikisini de bir arada götürmenin mutluluğunu yaşıyor. Kendisini anlamayanlara verdiği cevaplar, Kuran’daki o müthiş ayeti insanın aklına getiriyor. ‘’Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’’ Olmaz elbette. Bu ayetin vücut bulmuş halini temsil ediyor Özcan Bey.

Kendisini eleştireceğim bir alan da var elbette. Bilgilerini paylaşma, gelecek nesillere aktarma, konusunda pek istekli değil. Bence sağlığında bu birikimlerini bir kitap altında kayıt altına almalı. İnşallah bu düşüncesi değişir.

Son olarak beni etkileyen bir anekdotunu sizlerle paylaşayım. ‘’Devamlı kitap okumaktan sıkılmıyor musun?’’ diye soran birisine verdiği cevap da çok manidar. ‘’Dükkanda boş oturup, gelene geçene boş gözlerle bakmak daha sıkıcı.’’

.