SÖYLEŞİyorum

Şener Kilimcigöldelioğlu’nun Anısına

Gema Vakfı Genel Başkanı

Şener Kilimcigöldelioğlu ile 2021 Yılında Yaptığım Söyleşi

‘’Sizi Hayatını Gediz’e Vermiş Bir Kahraman ile Tanıştıracağım’’

1.Kendinizi tanıtır mısınız?

Gema Vakfı’nın 28 yıllık başkanıyım. Emekli öğretmenim.1969 Gökçeada Öğretmen Okulu mezunuyum. İlkokulu Altınordu’da, ortaokulu ve liseyi Salihli Lisesi’nde okudum. 7 yıl 6 ay öğretmenlik yaptım. İzmir’de öğretmenlik yaparken İletişim Fakültesi’ne girdim, aynı zaman da ticarete (duvar kâğıdı ve dekorasyon) başladım. Fakültede devam mecburiyeti olduğu için öğretmenliği bıraktım. Daha sonra öğretmenlik hayatıma geri döndüm. Muhtelif yerlerde öğretmenlik yaptıktan sonra emekli oldum.

2. Gema Vakfı’nı kurmaya nasıl karar verdiniz?

1979 yılında Necati Erdağ , Ziraat Odası Başkanı seçildi ve 17 yıl görev yaptı. O yıllarda toprak ocakları tahribatları vardı. Büyük mücadele vermemize rağmen toprak ocaklarını kapattıramadık. 1980 yılından sonra yani ihtilalden sonra Necati Erdağ, Süreyya Yüksel Paşa’ya bu durumu anlatan bir mektup yazdı. Süreyya Yüksel Paşa, helikopter ile geldi ovayı yukarıdan inceledi ve yapılan tahribatı yerinde gördü. Milli Güvenlik Kurulu kararıyla ocakları kapattırdı. Ocakların dağlardan toprak alması sağlandı. Tabii bu süreçte Salihli ve Turgutlu’da ova çok zarar gördü. Şu anda bile Çamurhamamı civarında tahribata uğramış araziler görebilirsin. Hele Turgutlu’da bin dönüme yakın arazi tahrip olmuş. Şu anda hala gölet halinde, ıslahı mümkün değil. Bireysel olarak ve beni destekleyen Necati Erdağ ile mücadeleyi sürdürmeye çalıştık.

1994 yılının sonuna doğru Salihli’ye yeni bir kaymakam geldi; İhsan Dündar. O zamanlar da kum ocaklarının büyük tahribatı vardı. Kaymakam bey ‘’bunları kapatırım’’ dedi ve bir gecede hepsini kanunsuz bir şekilde kapattı. Ruhsatlı kum ocaklarını kapattı, traktörlerine el koydu. Hepsini bölge trafik’in arkasındaki alana çektirdi. O zamanki valimiz Muzaffer Ecemiş’te destek verdi. O ara biz de bu tahribatlarla etkili mücadele edebilmek için dernek kuralım diye düşündük. Kaymakam ‘’dernek değil vakıf kuralım’’ dedi. Hiç paramız yok; nasıl kuracağız? Ben Köy Birliği’nden 100 Bin lira vereyim dedi. Bu arada sempozyum yapalım dedik. Prof. Alaettin Taysun önderliğinde sempozyumu yaptık. İki sene geçti parasızlıktan vakfı kuramadık. Rıza Akçalı ‘’100 bin lira da ben vereyim’’ dedi. Etti 200 bin lira, biraz da biz topladık etti 300 bin lira. Vakıf kurmak için 500 bin lira gerekiyordu. Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne bu şartlarda kurabilir miyiz? Diye müracaat ettim. Müdür bu beni aşar, bakanlığa müracaat edin dedi. O dönem Necmettin Cevheri bakandı. Onunla görüştüm ve bu görüşme sayesinde bizim vakıf 250 bin liraya kuruldu. Vakfın kuruluşunda benim haricimde üç ismin önemi büyüktür; İhsan Dündar, Necati Erdağ, Prof. Dr. Alaettin Taysun. Hele Necati Erdağ devamlı benim yanımda ve nereye gitsem benimle gelirdi. Vali Ecemiş dahil hepsi birer kahramandır.

3. Gediz’in temiz kalması için ne gibi faaliyetleriniz var? Önerileriniz nelerdir?

Gediz’in temiz kalabilmesi için bürokrasi anlamında görüşülmesi gereken bakanlar, vali, kaymakam neresi varsa oralarla görüştüm. Bu konuda gerekli kamuoyu desteğine de sahibiz. Yaptığımız sempozyumlar, konferanslar ile bu işin önemini ilgili yerlere ve halka duyuruyoruz. Şu ana kadar Salihli ve Manisa’da iki sempozyum ve elliye yakın konferans verdik. Basın ve yayın ile bu konuları canlı tutuyoruz. Gediz’in kurtulabilmesi için önerilerimizi 5 başlık altında toplayabiliriz.

  1. Gediz havzası koruma eylem planı ve Gediz nehri yatağı ıslahı acilen bitirilmeli ve ağaçlandırılmalıdır. Gediz nehrine paralel atık su kanalı yapılmalı ve Menemen ilçesi, Maltepe beldesinde büyük bir arıtma tesisi kurulmalıdır. Evsel ve sanayi atıkları Gediz nehrine dökülmemeli ve Gediz nehri tertemiz kalmalıdır.
  2. Kütahya, Uşak, Manisa, İzmir illerinin ülkemizdeki su ve tarımsal potansiyeli dikkate alınarak; tarım arazilerinin tarım dışına çıkarılması adına yapılan işlemlerde alınan kamu yararı kararlarının tarımsal potansiyele göre düşünülüp, verimli tarım alanları yok edilmemelidir.
  3. Toprak ve su kirliliğine neden olan sanayi, maden, tarım vb. tüm sektörler öncelikle bilinçlendirilmeli, 1.ve 2. sınıf tarım arazileri koruma altına alınmalıdır. Mümkün oldukça sanayi alanları tarımsal arazi yönünden fakir topraklarda yapılmalı ve hali hazırda bulunan tüm tesisler denetlenmelidir.
  4. Murat dağı 2309 metre yüksekliği ve 500 km’ye yayılan alanı ile Ege Bölgesi’nin ekoloji ve yağış rejimini düzenleyen öneme sahip bir dağdır. Volkanik olması nedeniyle zengin toprak ve bitki örtüsü barındırır. Gerek yüksekliği gerek bitki örtüsü zenginliği sayesinde yer altı kaynakları çok bereketlidir. Nitekim Gediz nehri ile Porsuk, Banaz ve Susurluk çayları bu dağdan doğar. Ayrıca Sakarya ve Menderes nehirleri bu dağdan beslenir ve Murat dağı, Anadolu coğrafyasının yer altı su kaynaklarının birçoğuna ev sahipliği yapar. Bu nedenle ülkemizin ve bölgenin su ihtiyaçları ve verimli tarım arazileri dikkate alındığında, bu dağda altın başta olmak üzere hiçbir maden faaliyetine izin verilmemelidir.
  5. Jeotermal enerji 1. sınıf tarım arazilerinde yapılmamalıdır. Havzada alternatif kaynaklar araştırmalı; güneş, rüzgâr ve biyolojik atıklardan yararlanarak elektrik enerjisi sağlanmalıdır. Gediz havzasında yüzlerce jeotermal sondaj kuyusuna izin verilmiş ve atık suların havzaya bırakılmasının denetlenmesinde eksikliklerin olduğu saptanmıştır. Havzadan sulanarak üretim yapan bölgede yükselen bor oranı ile ciddi tehlike sağlamaktadır. Böyle devam ederse başta üzüm olmak üzere sebze ve meyve üretiminde verim alınamayacaktır. Bunun için yeni jeotermal kuyulara izin verilmemelidir.

4.Gölmarmara kurtulur mu?

Kurtulur tabii, reçetesi hazır. Geçenler de İzmir Belediye Başkanı davetim üzerine geldi. Murat Dağı’ndan, Menemene kadar bütün bölgeyi gezdirdim. Çok verimli bir gezi oldu. Menemende son toplantıyı yaptık. Tunç Bey’i Tekelioğlu’na götürdüm. Oradaki susuzluğu gördü. Köylü de ikramlarıyla misafirlerini ağırladı. Tunç Bey bu misafirperverlikten çok memnun kaldı. Ben Gördes Barajı’ndan su istedim. ‘’10 günlük su vereyim’’ dedi. Sonradan bu 1 milyon m3’e düştü. Ben de gerekirse 3 milyon m3’e çıkaralım dedim. Fakat suyu veremedik. Neden biliyor musun? Kum çayında 4 tane kuvars madeni, 3 tanede kum ocağı varmış. Kum ocakları dere yataklarını tamamen tahrip etmişler. Bu yüzden Gördes Barajı’ndan su veremedik. Yatağın ıslah edilmesi lazım. DSİ’nin elindeki bütün makineler sel felaketinin yaşandığı Karadeniz’e ve Marmaris’e yangın bölgesine gitmiş. Şu an DSİ çalışamaz durumda. MASKİ’ye mektup yazıldı, MASKİ’den cevap yok.

Gölmarmara’ya Bozdağ’daki derelerden su basılması ile girişimlerim var. Belediyelere, bakanlıklara yazdığım mektuplar var. Yaklaşık 7 dere var. Gördes barajına ilaveten bu derelerden de su basılacak. Yeşilkavak’tan itibaren Kabazlı, Yenipazar, Gümüşçayı, Çakallar deresi, Tabakdere, Sart derelerinin suları basılacak. Bu derelerin 150’ye yakın yan kolları var. Bu suların basılabilmesi için harcanan elektrik ücretini Tunç Bey ‘’ben karşılarım’’dedi. Ama DSİ’den bu konuda cevap çıkmıyor. Ben şimdi bu konuyu bakana anlatacağım. Ankara’dan çözüm isteyeceğim. Bu projelerimizi gerçekleştirdiğimiz zaman Gölmarmara hemen dolar.

Gördes Barajı’nın suyunun %70’i İzmir’e, kalanı da sulamaya veriliyor. Gölmarmara unutulmuş, hesaba katılmamış. DSİ’nin planlama hatası. Bundan sonra %50’si İzmir’e, %25’i sulamaya, %25’i de Gölmarmara’ya akıtılacak. DSİ Bölge Müdürü’ne bu 7 derenin debi miktarını sordum. Ellerinde böyle bir bilgi yokmuş. Bu derelerin debi hesabını yeni yaptılar. 180 bin m3 diyorlar. Bu da bizim gölün yarısını dolduruyor. Belki Gördes barajına bile ihtiyaç kalmayacak.

5.Bu faaliyetlerin maddi giderlerini nasıl karşılıyorsunuz?

Benim şahsi lüzumsuz bir masrafım yok. Yemeklerimin çoğunu ablamda yiyorum. Dışarıda çok nadiren yemek yerim. Ev kiram yok. En büyük gider kalemlerimden birisi yol parası. Yolculuklarda arkadaşların arabalarını kullanıyoruz. Çoğunlukla onların benzin parasını ben cebimden öderim. İzmir’e gidip gelmek 150 lira. Ben görüşmeler yapmak için çoğunlukla yollardayım. Mesela yarın İzmir’e, ertesi gün Gölmarmara ve Akhisar’a belediye başkanlarıyla görüşmek için gideceğim. Yani benim maaşımın tamamı GEMA’ya gidiyor.

Buna ilaveten GEMA’ya bağışlanan zeytin arazimiz var. Onu kiraya verdik. Onun da yıllık 40 bin lira getirisi var. Bunun yanında biliyorsun bizim yerel tohum üretimimiz var. Tohum verdiğimiz insanlardan bazıları bağış yapıyor. Yaptığımız sempozyum da Çevre Bakanı 100 bin lira destek oldu. Manisa’da yaptığım sempozyumun masraflarını Manisa Ticaret Odası, Ticaret Borsası, Ziraat Odası ve esnaf birlikleri masrafları karşıladı. Mesela üniversitemizin ağaçlandırma işine İzmir Ege Madeni İhracatçılar Birliği destek verdi. Panel yaptık; Aydoğdu Elektrik, Mak Elektrik, Teknopark, Dekosa firmaları toplam 10 bin lira destek verdiler. Bir başka panelimizde Alara firması 16 bin lira destek vermişti. HES’i protesto için yaptırdığımız afişleri GEMA’dan karşıladık.

6. Başka şubeleriniz var mı?

İzmir’de hemen hemen her ilçede temsilcimiz var. Kıbrıs’ta temsilciliğimiz var. Yakında Kıbrıs’a bir şube daha açacağız. Türkiye’de ilk şubemizi Foça’da kurduk. Kütahya, Uşak, Manisa ve Ankara’da kuracağız. Şubeler açmağa devam edeceğiz. Bir şey daha söyleyeyim GEMA’nın şu anda 10.000 üyesi var. Sosyal medyada 27.500 kişiyiz. Bu anlamda Türkiye’nin her yerinden üyemiz var.

7. Bu faaliyetleri yaparken başınızdan geçen ilginç bir olay var mı?

Bir sürü ilginç olay var ama beni mutlu eden bir olayı anlatayım. İzmir Belediye Başkanı Tunç Bey’i gezdirirken son olarak Menemen’de değerlendirme toplantısı yaptık. Milletvekilleri, belediye başkanları ve geniş bir katılım oldu. Tunç Bey GEMA yönetimini sahneye davet etti. Bana plaket verdi. Ne dedi biliyor musun? ‘’Sizi hayatını Gediz’e vermiş bir kahraman ile tanıştıracağım. Kendisini yalnız hissetmesin. Benim yoldaşım oldu; bundan sonra ben de GEMA’nın yoldaşı oldum. GEMA ne yaparsa ben yanındayım.’’ Dedi. Ben ve arkadaşlarım çok mutlu olduk.

8.Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Eklemek istediğim iki önemli konu var. Birincisi Salihli Belediye Başkanı Sayın Zeki Kayda bir türlü Salihli’de kent konseyi kurulmasına destek vermedi. Eski Salihli Belediye Başkanımız Sayın Mustafa Uğur Okay’da destek vermedi. Bugün İzmir ve tüm İzmir ilçeleri, Manisa Büyükşehir Belediyesi, Akhisar, Turgutlu, Alaşehir, Saruhanlı ilçelerinde kent konseyi vardır. Kent konseyinde bütün sivil toplum kuruluşları görev almaktadır. Salihli’nin gelişmesi için birlikte hareket etmemiz gerekmektedir. Tüm dünyada kent konseyleri demokratik katılımın yanı sıra, çözümlerin kent ile birlikte alınması için bir fırsattır. Aslında bu belediye başkanının siz istediniz biz yaptık demesi için de bir fırsattır. Sayın Zeki Kayda’dan kent konseyi kurulması için çaba göstermesini gönülden istiyoruz.

İkinci önemli konu; 2022 yılında kurşunlu deresine HES’i tekrar programa koymak istiyorlar. Biz Salihli’de HES’i kesinlikle kurdurmayacağız. Kurmaya çalıştıklarında bunun engellemesinde 4 parti destek vermişti. Ak Parti, CHP, MHP, İyi Parti hepsi destek verdi. Halkın desteği zaten var. Kararlıyız kurdurmayacağız.

Yorum:  Derdinin Delisi

Şener Bey, bir dönem siyasette Salihli’de bir markaydı. Tanınan etkili bir siyasetçiydi. Sonra birden siyasi hayattan elini ayağını çekti. Daha sonraları kendisini çevreci faaliyetlere vakfettiğini gördük. Kurucu Genel Başkanı olduğu Gediz Havzası Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma Çevre ve Kalkınma Vakfı (GEMA) ile özdeşleşti. Yıllardır çevre konusunda mücadelesini sürdürüyor.

Salihli’nin ve ülkemizin son zamanlarda gündemden düşmeyen ‘’Gediz’in kirliliği’’ ve ‘’yerel tohum üretimi ve yurt genelinde dağıtımı’’ işinin dertlisi olmuş. Sadece dertli olmamış büyük fedakarlıklar yaparak adeta ‘’derdinin delisi‘’ olmuş. Ne mutlu ona; gelecek kuşaklar onu saygıyla yad edecekler.

Gündeminde para kazanmak, servetine servet katmak yok. Derdi Gediz’i nasıl kurtarırım veya ürettiğim yerel tohumları Türkiye’nin dört bir yanına nasıl ulaştırırım. Çoğunluğunu kadınların oluşturduğu yönetimi ve Gema gönüllüleri ile bunun savaşını veriyor.

Gediz’i kurtarabilmek için çıktığı uzun ince yolu dur durak bilmeden yürüyor. Başbakanından, milletvekiline, valisinden, kaymakamına kadar çalmadık kapı bırakmıyor. Bu konuyu devamlı gündemde tutabilmek için çırpınıyor. Bilim insanlarından görüşler alıp; sempozyumlar, konferanslar düzenleyerek bu konunun önemi hakkında insanların bilinçlenmesini sağlıyor.

Şener Bey’in zaruri ihtiyaçlarının dışında, emekli aylığını vakfetmesi ne kadar erdemli bir davranış. Bu işe inanmış bir vatandaşımız, zeytinliğini GEMA’ya bağışlayarak onun bu mücadelesinde yalnız olmadığını göstermiş.

Gediz’in kurtuluşu için, Gediz’e paralel atık su kanalı yapılması çok güzel bir düşünce. Bu düşüncenin bir an önce hayata geçirilmesi lazım. Çok da maliyetli bir proje olacak kanaatinde değilim. Sağlayacağı faydaları düşününce maliyet devede kulak bile olmaz. Bu proje hayata geçince Gediz’in tertemiz sularıyla sulanan ürünler ile beslenen sağlıklı nesiller yetişecek inşaallah.

GEMA ülkemizin yerel tohumlarının yaygınlaşması için ve GDO’suz ürünlerin piyasada hâkim olabilmesi için de ciddi bir faaliyet gösteriyor. Ülkemizin her yerine ücretsiz yerel tohumlardan yolluyorlar. Bu da çok önemli bir konu. Bu söyleşiden bir süre sonra yerel tohumlar ve GEMA’nın bu konudaki faaliyetleri ile ilgili bir söyleşi daha yapmayı düşünüyorum.

Tunç Soyer’in dediği gibi hayatını Gediz’in temizliğine ve yerel tohumların yaygınlaşmasına vakfetmiş Şener Kilimcigöldelioğlu’nun bu kahramanlığını sizlere bir parça aktarabildiysem ne mutlu bana. Çorbada tuzum olsun diyenleri bu gönül hareketine destek vermeye davet ediyorum.