Köşe Yazıları

İçimizdeki Şairi Uyandırmak

Modern hayat bize hızla konuşmayı, çabuk tüketmeyi ve durmamayı öğretti. Oysa insan ruhu aceleye gelmez. Herkesin içinde bir şiir saklıdır derken, söze dönüşmeyi bekleyen o iç sesi kastediyoruz. Günlük koşturmanın arasında bastırılan, ertelenen, çoğu zaman da “önemsiz” sayılarak susturulan bir ses bu.

Bazen sessiz bir nehir gibi akar; varlığını hissettirir ama taşkınlık yapmaz. Bazen tek bir kelimenin ucunda bekler; söylenirse bir ilişkinin yönü değişecek, bir yük hafifleyecekmiş gibi… Ama biz çoğu zaman o kelimeyi yutmayı, o sesi duymamayı seçeriz. Çünkü durmak, hissetmek ve içimize bakmak cesaret ister.
Şiir yalnızca dizelerden, kafiyelerden ya da kitap sayfalarından ibaret değildir. Şiir; sabahın erken saatinde boş bir sokaktan geçerken hissedilen o tuhaf sükûnettir. Kalabalık bir otobüste camdan dışarı bakarken bir anlığına dalıp gitmektir. Bir fincan çayın buharında geçmişten bir yüzün belirmesidir. Kısacası şiir, hayatın içindeki küçük ama derin anlardır.
Bu yüzden şair olmak, mutlaka kalemle tanınmak ya da adını bir dergide görmek anlamına gelmez.

Şair, kendi iç dünyasına kulak verebilen kişidir. Gürültünün ortasında kalbinin sesini ayırt edebilen, hislerini bastırmak yerine anlamaya çalışan kişidir. Bir vedayı, bir bekleyişi, bir suskunluğu olduğu gibi kabul edebilmektir şairlik.

“Ben şiirden anlamam” diyen pek çok insan aslında şiiri her gün yaşar. Bir sevdiğini beklerken saate defalarca bakmakta, bir mesaj gelmeyince içini kaplayan boşlukta, bir kaybın ardından söylenemeyen cümlelerde… Ama şiirin yalnızca belli bir kesime ait olduğu düşüncesi, insanı kendi duygularından uzaklaştırır. Oysa şiir seçkinlerin değil, hisseden herkesindir. Kiminde erken uyanır, kiminde yıllarca sessiz kalır; ama her insanda mutlaka vardır. Bu nedenle bir kitap da yalnızca okunup rafa kaldırılacak bir nesne değildir. Bazı kitaplar insana durmayı öğretir. Kendi iç sesini fark etmeye, bastırdığı duygularla yüzleşmeye alan açar. İçimizdeki şairi uyandırmak, bizi daha hassas ama daha sahici kılar.

Belki de bugün en çok ihtiyacımız olan şey budur: Daha az konuşmak, daha çok hissetmek. Çünkü insan, içindeki şiiri duyabildiği ölçüde kendine yaklaşır.

Gökçe KIZILDEMİR
27.12.2025 / 20:00