AraştırmaKöşe Yazıları

ÇEVRE, İNSAN VE DAVRANIŞLAR ARASINDAKİ ETKİLEŞİME PSİKOLOJİ BİLİMİNDEN BAKIŞ, BU ETKİLEŞİMİN EĞİTİM SİSTEMİNE ETKİLERİ VE PSİKOLOJİ BİLİMİ-EĞİTİM İLİŞKİSİ

İnsanlar çevre dendiğinde genellikle doğayı düşünürler fakat çevre sadece doğadan ibaret değildir. Çevre kelimesinin insanlar açısından aslında ifade ettiği bir diğer anlamı ise insan yapımı ortamlar ve toplum, hatta bir insanın yakınlığının olduğu bir zümre veya içinde yaşadığı muhit de olabilir.

Velhasıl kelam insan sosyal bir varlıktır ve çevresindeki beşeri faktörlerle, toplumla sürekli etkileşim içindedir.

Elbette ki bu etkileşim esnasında o insan da ortaya bir tutum, bir davranış, bir tavır, bir duruş ortaya koyar. Tabi ki o tutumu, o davranışı, o tavrı, o duruşu belirleyen etmenler vardır ki bu etmenler çevresel bir boyutta incelenebilir.

Şimdi bu etmenlere birkaç örnek verelim:

Bunlar arasında, mekanların içinde yaşayan insanlar üzerindeki olumlu veya olumsuz etkileri (kalabalık veya aşırı gürültü gibi çevresel stres faktörlerinin etkisi dahil), doğal ortamların sakinleştirici etkisi ve insan yapımı mekanlardaki diğer refah unsurları (örneğin, ofislerde, evlerde ve okullarda refahın nasıl korunabileceği) yer alır. (JCU Çevrimiçi Blog, Psikoloji, 2022)

Ayrıca aile, arkadaşlar, okul ve iş ortamı gibi çevresel etmenler de kişinin davranışını şekillendiren önemli faktörlere örnek verilebilir.

Elbette ki bütün bu etmenleri ve insanın yaşadığı çevreyle ortaya koyduğu davranış, tutum, tavır ve duruşu psikoloji bilimi olmadan incelenmeye çalışmak mümkün olmayacaktır. Çünkü insanın yaşadığı çevreyle ortaya koyduğu davranış, tutum, tavır ve duruşu arasında bir etkileşim vardır ve bu da psikoloji biliminin alanına girer.

Psikoloji, çevre, insan ve davranışlar arasındaki etkileşimi incelemeye çalışır. Bu etkileşimin temel yapılarından biri kişinin kendisidir. (Yeşilyaprak, B. (Editör), 9. Baskı, 2017, s.3, Ankara)

Elbette ki bu etkileşim türü de sosyal temaslardan biridir ve sosyal temaslara örnek olarak verilebilir. Çünkü çevre, insan ve davranışların olduğu yerde sosyallik vardır.

Bu etkileşim birkaç boyutta incelenir:

Bireysel Boyut – İnsan, çevresindeki uyarıcılara tepki verirken algı, öğrenme, hafıza ve duygular devreye girer.

Sosyal Boyut – Aile, arkadaş, toplumsal değerler ve kültürel normlar, davranış biçimlerini şekillendirir.

Fiziksel Çevre Boyutu – Yaşanılan coğrafya, iklim, mekân düzeni ve çevresel koşullar, hem ruh halini hem de davranış tercihlerini etkiler.

Karşılıklı Etkileşim – İnsan yalnızca çevreden etkilenmez; aynı zamanda çevresini de değiştirir (örneğin, şehir planlaması, sosyal kampanyalar, çevre temizliği gibi).

Kısacası, psikoloji bu ilişkileri “davranış neden böyle oluştu?” sorusunun hem içsel hem dışsal yanıtlarını arayarak çözümler.

Çevre faktörüne gelince bu faktör ile ilgili de biraz açılım yapmazsak altı boş kalacaktır.

Çevre faktörünü biraz açtığımızda ise fiziksel, sosyal ve kültürel koşullar önümüze çıkacaktır.

İnsan faktörüne biraz daha detaylı bakmak gerekirse bireysel özellikler, psikolojik süreçler ve gelişim evreleri önümüze çıkacaktır.

Davranışları incelediğimizde ise öğrenme, sosyal etkileşim, uyum ve motivasyonu görmek mümkündür.

Elbette psikoloji, çevre, insan ve davranışlar arasındaki etkileşimi incelemeye çalışırken bu vesileyle biz de hem bu etkileşimin eğitim sistemine etkilerini hem de psikoloji biliminin farklı alt alanlarının bakış açısından eğitime doğru açılan ve eğitimle ilişkilendirilen hususlarına göz atalım:

A) ÇEVRE, İNSAN VE DAVRANIŞ ARASINDAKİ ETKİLEŞİMİN EĞİTİM SİSTEMİNE ETKİLERİ

Çevre–insan–davranış etkileşimi, eğitim sisteminin işleyişinde doğrudan rol oynar:

Okul Ortamı: Fiziksel ortamın (ışık, gürültü, düzen) ve sosyal ortamın (öğretmen-öğrenci ilişkisi, akran desteği) öğrenme motivasyonuna etkisi büyüktür.

Sosyo-kültürel Bağlam: Öğrencinin geldiği kültürel yapı, değerler ve dil, öğrenme biçimlerini ve ders materyallerinin algılanışını etkiler.

Davranış Yönetimi: Çevresel faktörlerin öğrenci davranışlarına etkisini anlamak, sınıf içi disiplin ve motivasyonu artırır.

Eşit Fırsatlar: Dezavantajlı çevrelerden gelen öğrencilerin desteklenmesi, eğitimde fırsat eşitliğini sağlar.

Öğrenme Modelleri: Deneyimsel öğrenme, proje tabanlı öğrenme ve sosyal öğrenme gibi yaklaşımlar, çevresel etkileşimi pozitif yönde kullanır.

Eğitim, çevre-insan-davranış etkileşimini dikkate aldığında daha kapsayıcı, bireyselleştirilmiş ve etkili hale gelir.

B) PSİKOLOJİ BİLİMİNİN EĞİTİMLE İLİŞKİSİ

Psikoloji ile eğitim arasındaki bağ oldukça güçlüdür:

Danışmanlık ve Rehberlik: Psikolojik destek, öğrencinin hem akademik hem de duygusal açıdan sağlıklı gelişimini destekler.

Davranış Bilimi Temelli Yöntemler: Pozitif pekiştirme, davranış değiştirme teknikleri ve öğrenme kuramları eğitim ortamında uygulanır.

Öğretmen Eğitimi: Öğretmenlerin öğrenci psikolojisi, motivasyon ve iletişim konularında bilinçlenmesini sağlar.

1. Gelişim Psikolojisi Perspektifi

Çocuk ve ergenlik dönemlerinde çevresel uyaranlar, beynin plastisitesini ve öğrenme kapasitesini şekillendirir. İşte gelişim psikolojisi perspektifi de öğrencinin bilişsel, duygusal, sosyal gelişim aşamalarına uygun eğitim programları tasarlamayı sağlar.

Bronfenbrenner’in Ekolojik Sistemler Kuramı:

Mikro sistem (aile, okul, akran grubu) doğrudan temas alanıdır.

Mezo sistem bu alanlar arası ilişkileri ifade eder (örnek vermek gerekirse ailenin okulla işbirliği).

Çevrenin niteliği, bireyin bilişsel ve sosyal becerilerini doğrudan etkiler.

2. Sosyal Psikoloji Perspektifi

Çevredeki sosyal normlar, değerler ve davranış modelleri öğrenmeyi şekillendirir.

Sosyal öğrenme kuramı (Bandura): İnsanlar sadece doğrudan deneyimle değil, gözlem yoluyla da öğrenir.

Akran etkisi, öğretmen tutumları, sınıf içi sosyal dinamikler öğrencinin motivasyonunu ve akademik benlik algısını belirler.

3. Eğitim Psikolojisi Perspektifi

Öğrenme süreçlerini, öğrenci motivasyonunu, bireysel farklılıkları ve etkili öğretim stratejilerini inceleyen bu perspektifte dikkate alınması gereken bazı hususlar vardır:

•Fiziksel Çevre Faktörleri (Aydınlatma, gürültü seviyesi, sınıf düzeni vb.): 

Bu faktörler, bilişsel performans üzerinde ölçülebilir etkilere sahiptir.

•Psikolojik Güvenlik Algısı:

Bu algının yüksek olduğu sınıflarda öğrenciler daha fazla risk alır, soru sorar, yaratıcı düşünür.

•Çevresel Stres Faktörleri (Aşırı kalabalık, yetersiz donanım vb.):

Bu faktörler, öğrenme sürecinde dikkat ve hafıza kapasitesini düşürür.

4. Davranışsal Perspektif

Pekiştirme, ödül ve ceza gibi çevresel düzenlemeler davranış kalıplarını pekiştirir veya söndürür.

Öğretmen-öğrenci etkileşiminin niteliği, öğrencinin öğrenme davranışlarının sürekliliğini etkiler.

5. Psikolojik Sonuçlar ve Eğitim

Olumlu çevre → yüksek motivasyon, güçlü problem çözme becerileri, akademik başarı artışı.

Olumsuz çevre → öğrenme kaygısı, özgüven düşüklüğü, uyumsuz davranışlar.

Eğitim programları, yalnızca bilgi aktarımını değil, aynı zamanda çevresel faktörleri optimize etmeyi hedeflemelidir.

Özetle psikoloji, çevre–insan–davranış etkileşimini anlamamıza yardımcı olarak eğitim sistemine hem teorik hem de pratik katkılar sunar.

Öte yandan tarihsel olarak felsefi metinleri, felsefi yorumları incelediğimizde de çevre, insan ve davranışlar arasındaki etkileşimin bir sosyal temas türü olduğunu görmek mümkündür. Bu hususa bir örnek verelim:

«Meselâ, eski Hint felsefesi, bilhassa Budizm, şu temel fikre dayanır:

..içimizdeki ben, sosyal temasların ürünüdür. Bu sosyal temaslar var oldukça, ben de vardır. Çeşitli hazların, elemlerin, duyumların başlıca sebebi temastır. Teması yıkınız, ortada ne duyu, ne haz, ne elem, ne bilgi, ne şu, ne de bu kalır. Ferdi ruh teşkil eden her şey yok olur.» (Arvasi, 2015, s.59)

Yani kısacası sosyal temaslar, insanın benliğini oluşturur ve insan benliğini oluşturan sosyal temaslarda çevresel faktörlerin payı çok büyüktür. O yüzden yukarıdaki satırlarımızda da belirttiğimiz gibi çevresel faktörlerin eğitim programlarınca en iyi duruma getirilmesi, yani en etkin ve verimli şekilde istifade edilen duruma getirilmesi elzemdir.

İşte bundan dolayıdır ki bireyin çevresel faktörlerden olumlu şekilde yararlanmasında eğitim programlarının rolü, hem bireyin çevresine bakışını hem de çevreyle etkileşim biçimini dönüştüren bir etki taşır. Bu rolü birkaç başlıkta açıklayabiliriz:

1. Farkındalık ve Bilinç Kazandırma

Eğitim programları, bireyin çevresel faktörleri tanımasını ve bu faktörlerin yaşamına etkisini anlamasını sağlar.

Örneğin; doğa, toplumsal ilişkiler, kültürel miras, ekonomik fırsatlar gibi unsurların değerini fark ettirir.

Bu bilinç, çevreye karşı duyarlı ve sürdürülebilir bir tutum geliştirmeye yardımcı olur.

2. Bilgi ve Beceri Donanımı Sağlama

Çevresel faktörlerden yararlanmak yalnızca farkında olmakla değil, o kaynakları doğru ve verimli şekilde kullanabilmekle mümkündür.

Eğitim programları; problem çözme, iletişim, proje yönetimi, teknoloji kullanımı gibi becerileri kazandırarak çevreyle etkin etkileşimi mümkün kılar.

3. Değerler ve Tutum Geliştirme

Programlar, bireyde işbirliği, paylaşma, empati, adalet gibi sosyal değerleri pekiştirir.

Böylece birey, çevresinden faydalanırken başkalarının haklarını gözetir ve kaynakları adil şekilde kullanır.

4. Uyum ve Yenilikçilik Yetisi Kazandırma

Değişen çevresel koşullara uyum sağlama becerisi, eğitim yoluyla geliştirilir.

Özellikle iklim değişikliği, teknolojik gelişmeler, göç gibi dinamik çevresel değişimlere karşı bireyin esnek, çözüm odaklı ve yenilikçi olması sağlanır.

5. Katılım ve Sorumluluk Bilinci Oluşturma

Eğitim programları, bireyin çevresel karar alma süreçlerine katılımını teşvik eder.

Gönüllülük, yerel yönetimle işbirliği, sivil toplum faaliyetlerine katılım gibi sorumluluk bilincini güçlendirir.

Özetle:

Eğitim programları, bireyin çevresel faktörleri yalnızca “pasif olarak maruz kaldığı” unsurlar olmaktan çıkarıp “aktif olarak faydalandığı” kaynaklara dönüştürür. Bu dönüşüm, hem bireysel gelişimi hem de toplumun sürdürülebilir kalkınmasını destekler. Yani birey aktif olarak toplumdan faydalanabilme imkanına sahip olmalıdır. Çünkü eğitim kurumları aynı zamanda sosyal mekanlardır. Aynı zamanda toplum normlarını ve hakikatlerini o bireyin ayağına getiren ve uygulamalı olarak o bireyin öğrenmesini sağlayan faktördür.

Eğitim yaparken ferdi gruptan, okulu toplumdan uzaklaştırmak ve koparmak yararlı olmaz. Toplum başlı başına bir eğitim alanıdır. Çağdaş bir dünyanın etkilerine kapalı bir ortamda çağdaşlaşmak imkânı yoktur. (Arvasi, 2015, s.38)

Bu yüzden hiç kimse Hababam Sınıfı’ndaki Mahmut Hoca’nın şu unutulmaz okul tanımını asla unutmasın:

“Okul sadece dört yanı duvarla çevrili, tepesinde dam olan yer değildir. Okul her yerdir. Sırasında bir orman, sırasında dağ başı. Öğrenimin, bilginin var olduğu her yer okuldur. Yaşamayı, mücadele etmeyi, doğa ile savaşmayı öğrenirsiniz. Bilgili olmayı, en önemlisi kendinize karşı saygıyı öğrenirsiniz. Bu saydıklarım eğer bir okulda yoksa, orada sadece bir taş yığını vardır…”

Bu tanım esasen eğitim sistemimizde ve eğitim programımızda da baz almamız ve kılavuz olarak edinmemiz gereken bir anlayış olmalıdır.

Okul dört tarafı örülü, sadece öğretmen ve öğrencilerin girip çıkabildiği, toplumun ve hayatın gürültüsünden uzak, kapalı bir kurum olarak düşünülmemelidir. (Arvasi, 2015)

Çünkü yukarıdaki satırlarda Hababam Sınıfı’ndaki Mahmut Hoca’nın da yaptığı okul tanımı gibi okul, yaşamanın, mücadele vermenin, zorluklara ayak diremenin, kendine karşı saygı başta olmak üzere çeşitli değerlerin öğrenildiği mekanlardır aslında.

Ve yine yukarıdaki satırlarda da belirttiğimiz gibi Mahmut Hoca’nın okul tanımını kılavuz olarak edinmemiz gereken bir anlayış haline getirerek bu anlayışı süratle eğitim sistemine yansıtırken eğitimin yapıldığı ortamlarda sosyal yaşam muhakkak eğitim teorisinin ve eğitim sisteminin merkezine alınmalı, eğitim kurumları sadece dört işlemin, okuma yazmanın öğretildiği, monotonlaşmış bir tarzdan çıkmalıdır.

Öğrencilere, sosyal hayatın çeşitli yönleri ve sosyal işbölümünün önemini kavratacak gözlemler yapmak fırsatını vermeli, çocukların ileride katılacakları sosyal hayatın problemleri sezdirilmeli, sınıfta bu konular inceleme ve tartışma alanı olarak seçilmelidir. (Arvasi, 2015)

Bu yöntem sayesinde sosyal hayatın problemlerini sezecek ve buna paralel olarak çevresel faktörlerden de süreç içerisinde haberdar olacak olan birey, kötü düzen içerisinde hayatını sürdürebilecek, kendi kendine yetebilecek duruşu ortaya koyabilmesi için yapması gerekenlerin farkında olan, tanıdığı çevresel faktörler sayesinde tutum ve davranışlarını, hal ve hareketlerini nasıl şekillendireceğinin bilincinde olan, toplum normlarını öğrenmiş biçimde bireysel gelişimini ileri derecelere taşır, çevreyle etkin etkileşimi de öğrenmiş olur.

Yani okul hayattan soyutlanmış, dört duvarı kapalı binalar değildir aslında. Bundan dolayıdır ki başta okullar olmak üzere eğitim kurumları hayatın nabzının attığı mekanlardır. Eğitim kurumları birer yaşam atölyeleridir.

Okul hayatın içinde, hayat için ve hayatla beraber teşkilâtlanmak ve faaliyette bulunmak zorundadır. Unutmamak gerekir ki, her okul çevresinden etkilenmek ve çevresini etkilemek gibi iki görevi beraber yapmak durumundadır. (Arvasi, 2015)

Çünkü okullar esasen sosyal temasın en önemli örneklerinin verildiği ve etkileşimin çok olduğu yerlerdir. Ve bu etkileşimi ortaya çıkaran okulun bulunduğu çevre ile birlikte tüm paydaşlar tarafından inşa edilen bir okul kültürü gerçeği vardır ki okul kültürü inşa edilirken aslında okul çevresinden etkilenmek ve çevresini etkilemek gibi iki görevi beraber yerine getirmektedir.

Okulun bulunduğu çevre ile birlikte tüm paydaşlar tarafından oluşturulan okul kültürü, zamanla kendi bünyesindeki tüm bireylerin benimsediği bir kültür olmakla beraber içinde

bulunduğu sosyal çevrenin de benimsediği toplumsal kültür özelliğini kazanabilmektedir. Okulda görev yapan tüm çalışanlarla birlikte öğrenci, veli ve okulun bulunduğu sosyo-kültürel çevre, okul kültürünün oluşmasında büyük role sahiptir. (Erdoğan, 2017, s.53)

Yani okul ve okul kültürü, sosyal yapıdan ve sosyal çevreden ayırt edilecek faktörler değildir. Çünkü okul sadece eğitim kurumundan ibaret değil, aynı zamanda toplumsal bir kurum olma işlevine sahiptir.

Sosyal yapının bir parçası olan okullar, toplumun en önemli hizmet alanında rol aldıkları için insanların büyük bir kısmını

ilgilendirmektedir. Bu yönüyle okullar kitleleri etkilemekte ve onlara yön vermektedir. Okulların bireyleri kendi içine çekmesi

veya kendi kültürünü başkalarına benimsetmesi için; kişilerin amaç ve ihtiyaçlarına yönelik çalışmalar yapmasına, sosyal çevreye ve iletişime açık olmasına, üyelerinin motivasyonuna önem vermesine, kısacası iyi bir örgüt ikliminin oluşturulmasına bağlıdır. Ayrıca, okulun amaçları ile okulu oluşturan bireylerin amaçları arasında bir bağ olmalıdır. (Özdemir, 2000, s.18)

Bütün bunların yanı sıra son olarak Sosyo-kültürel çevrenin ve sosyal yapının okula etkilerini ve okul kültüründe nasıl somutlaştıklarını da ele almak gerekir:

1. Sosyo-Kültürel Çevrenin Okula Etkisi

Sosyo-kültürel çevre, bir bireyin içinde yaşadığı toplumun değerlerini, normlarını, geleneklerini, ekonomik ve kültürel alışkanlıklarını kapsar. Bu çevre okulun hem müfredatını hem de gündelik işleyişini etkiler.

•Değer ve Norm Aktarımı:

Okullar, bulunduğu bölgenin kültürel kodlarını eğitim sürecine yansıtır. Örneğin, yerel gelenekler, milli bayram kutlamaları, dil ve edebiyat derslerindeki içerikler bu çevreye göre şekillenir.

•Aile Katılımı ve Beklentiler:

Ailelerin eğitim anlayışı, çocuklarının eğitime yaklaşımı, okul ile işbirliği düzeyi, sosyo-kültürel arka planla bağlantılıdır. Kültürel olarak eğitim öncelikli olan toplumlarda, okul başarısı daha fazla desteklenir.

•Öğrenci Profili ve İhtiyaçlar:

Göç alan bölgelerde öğrenciler farklı kültürlerden gelir; bu çeşitlilik okul ortamına çok kültürlü bir yapı kazandırır. Bu durum hem öğretim yöntemlerini hem de sosyal uyum çalışmalarını etkiler.

2. Sosyal Yapının Okula Etkisi

Sosyal yapı, toplumun sınıfsal, ekonomik, mesleki ve örgütsel düzenini ifade eder. Okul, bu yapının bir parçasıdır ve bundan bağımsız düşünülemez.

•Eğitim Fırsatları ve Eşitsizlikler:

Sosyo-ekonomik düzeyi yüksek bölgelerde okullar daha iyi fiziki imkânlara, teknolojik donanıma ve sosyal etkinliklere sahip olabilir. Düşük gelirli bölgelerde ise kaynak yetersizliği eğitim kalitesini etkileyebilir.

•Toplumsal Rollerin Yeniden Üretimi:

Okullar, toplumsal rolleri ve sınıf farklılıklarını bilinçli veya bilinçsiz şekilde yeniden üretebilir. Örneğin, meslek seçiminde aile geliri ve çevrenin etkisi büyük olabilir.

•Toplumsal Dayanışma ve Aidiyet:

Sosyal yapının güçlü olduğu yerlerde okul, mahalle veya köyün ortak değeri olarak görülür; veli-öğretmen ilişkisi daha sıkı, öğrencilerin okula bağlılığı daha yüksek olabilir.

3. Okul Kültürüne Yansımalar

Sosyo-kültürel çevre ve sosyal yapı, okul kültüründe şu şekilde somutlaşır:

•Dil ve İletişim Tarzı:

Öğrenciler, öğretmenler ve veliler arasındaki iletişim biçimi kültürel alışkanlıklarla belirlenir.

•Etkinlik ve Törenler:

Yerel ve ulusal kültürel öğeler, okulun etkinlik takvimine yansır.

•Kurallar ve Disiplin Anlayışı:

Toplumsal değerler, okul disiplin politikalarını şekillendirir.

•Başarı ve Motivasyon Anlayışı:

Bazı toplumlarda akademik başarı öne çıkarken, bazılarında sosyal uyum veya mesleki beceri daha fazla önemsenir.

Sonuç olarak sosyo-kültürel çevre ve sosyal yapı, okulun sadece eğitim programını değil, aynı zamanda değerler sistemini, iletişim biçimini, öğrenci-veli-öğretmen ilişkilerini ve okulun “ruhunu” belirler. Okul, toplumdan aldığı bu etkileri kendi kültürüyle harmanlar; böylece hem toplumun bir yansıması hem de toplumu dönüştüren bir aktör olur.

Kaynakça:

Çevresel psikoloji sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeye nasıl yardımcı olabilir?, 28 Eylül 2022, JCU Çevrimiçi Blog (https://online.jcu.edu.au/blog/environmental-psychology-building-sustainable-future)

Eğitim Psikolojisi; Gelişim-Öğrenme-Öğretim, Editör Binnur Yeşilyaprak, 9. Baskı, 2017, Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık

Eğitim Sosyolojisi-Seyyid Ahmed Arvasi, 2015, Bilgeoğuz Yayınları

Okul Kültürünün Etkilendiği ve Etkilediği Faktörler, Halis Erdoğan, Iğdır Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi Sayı: 12, Temmuz 2017

Özdemir, S. (2000). Eğitimde örgütsel yenileşme. Ankara: Pegem Akademi Yayıncılık