SÖYLEŞİyorum

‘’Babamın İmzasını Taklit Ederek Sahte İmzayla Lisans Çıkarttık’’

Bir Zamanlar Salihlispor’un Efsane Futbolcusu

‘’Castik Mustafa’’ ile Konuştuk

 1.Sizi tanıyabilir miyiz?

Ben Mustafa Demir. Namıdiğer Castik Mustafa. 1952 Salihli doğumluyum. Salihli’de doğdum, Salihli’de büyüdüm, futbola Salihli’de başladım. DSİ’den emekliyim. Evliyim, iki çocuğum, 4 torunum var. Allah herkesin evladını bağışlasın. Futbolu bıraktıktan ve emekli olduktan sonra, emekliliğin tadını  çıkarmaya çalışıyorum.

2. Futbol ile tanışma hikayenizi sizden dinleyebilir miyiz? 

Futbola ile sokak aralarında arkadaşlarla ile yaptığımız bez toplarla başladık. Temelimize sokak arası futbolcusu desek yeri vardır. Daha sonra, 1967 yılında Sümerbank’ta çalışan ve aynı zamanda Gençlerbirliği’ni çalıştıran rahmetli Turgut Gürel abi beni keşfetti. Kardeşi Burhan Gürel’de Karşıyakaspor Kulübü’nde oynuyordu. Beni Gençlerbirliği Genç Takımı’na aldı. O zaman Salihli’de Gençlerbirliği, Gürbüzler, Beşeylül takımları vardı. 17 yaşımdayken genç takımdan A takımına almak istedi fakat yaşım tutmadığından lisans çıkarmamız mümkün değildi. Babamın imzasını taklit ederek sahte imzayla lisans çıkarttık. 1969 yılında lisanslı olarak ilk maçımı Salihli Lisesi’nin karşısındaki toprak sahada Gürbüzler’e karşı oynadım. Çok heyecanlıydım. Büyük maçlarda çok seyirci olurdu. En az 2.000 seyirci olurdu. Salihli’nin nüfusu o zamanlar 7000 – 8000 civarıydı.

Daha sonra bu 3 takım Salihlispor adı altında birleşti. Salihlispor’da futbol hayatımıza devam ettik. Bir sene Menemenspor’a gittim, oradan tekrar Salihlispor’a geldim. Bir dönem Sanayispor’da oynadım, tekrar Salihlispor’a geldim.1984 yılında Sanayispor şampiyon oldu. Biz 6 arkadaş Kulaspor’a gittik, orayı şampiyon yaptık. Daha sonra Durasıllı’ya transfer olduk, Durasıllı’yı da şampiyon yaptık ve 86 yılında futbol hayatımızı noktaladık.

3.Gelelim herkesin merak ettiği soruya,’’ Castik’’ lakabı nereden geliyor?

Sokak arasında arkadaşlarla futbol oynarken vucudumu çok iyi kullanırdım. Çok hareketli, esnek, atletik bir yapım vardı. Arkadaşımlarından biri bana lastik gibisin derdi. Gel zaman git zaman bu lakap üzerime yapıştı. Zaman içinde lastikten, castiğe diye döndü. Beni hala öyle tanırlar.

4.Eskiden aileler, çocuklarını ”futbol karın doyurmaz” düşüncesiyle futbolcu olmasını istemezlerdi. Sizin ailenizde durum nasıldı?

Babam rahmetli köy kâtibiydi. O zaman muhtarlar cahildi. Babam onların gelir gider defterlerini tutardı. Yakın köylere gittiği zaman bir hafta kaldığı oluyordu. Yeşilkavak tarafına trenle gidiyordu. Öbür köylere eşek veya atla götürüyorlardı.

Futbolu hiç sevmezdi. 14 senelik futbol hayatımda bir kere bile gelip beni seyretmedi. Gençlerbirliği’nde oynarken yine bir maça çıkacağız. Akşamdan ayakkabılarımı boyadım, yumuşasın diye kuyruk yağı ile yağladım. Altları zaten çakma krampondu, bazen çivileri çıkardı. Rahmetli Sabri Şirin’e yaptırırdık. Cumartesi günü erkenden yattım. Sabah kalktığımda babamın mestlerini kapıda gördüm. Annem ‘’baban sabah treniyle geldi’’ dedi. Tamam anne, benim maçım var gidiyorum dedim. Kramponlu ayakkabılarıma bir baktım koyduğum yerde yok. Her yere baktım yok. Son çare çöp tenekesine baktım. Ayakkabımın arka tarafını gördüm. Anne buraya atmış dedim. Çıkardım, bu sefer altındaki kramponlarının çoğunun olmadığını gördüm; sökmüş. Bereket kramponları oraya yere atmış. Hemen Sabri Şirin’e götürdüm. Benden para almadan kramponları yerine çaktı. Ondan sonra sahaya geldim, maça çıktım.

 5. Hangi mevkide oynuyordunuz? İlk maçınızı hatırlıyor musunuz?

Santrafordum. Üç defa Manisa gol krallığım var ama hediyesi maalesef hiç yok.

İlk maçımı nasıl hatırlamam? İlk maçım, Gençlerbirliği-Gürbüzler maçı oldu. Gençlerbirliği ile Gürbüzler’in maçları aynı Fenerbahçe-Galatasaray maçları gibi olurdu. O maça çıktığımda elim ayağım titriyordu. Anlatılmayacak, yaşanacak bir duygu. Anlatacak kelime bulamıyorum. Sahaya çıktık, her taraf dolu. İki takımın taraftarları sahayı doldurmuş; davullar, zurnalar çalıyor. Maç başladı. O zaman Gürbüzlerin kalecisi Maksut vardı. Biz korner attık, Maksut bırakın diye bağırdı. Herkes bıraktı, ben de yanında duruyordum. Topu elinden kaçırdı, ben de önüme gelen topa vurdum gol oldu. Gürbüzlere ilk golümü, lisanslı olarak oynadığım ilk maçımda atmıştım.

6.Sizin dönemin amatör futbolu ile bu dönemin amatör futbolu arasında ne gibi farklar var?

İlk sözüm şu olacak, dağlar kadar fark var. Futbol sahalarından, formalarına, eşofmanlarından, ayakkabılarına kadar her şeyleri dört dörtlük. Onlara kalan şey futbol oynamak. Fakat şu anda Salihli’de öyle bir takım göremiyorum. Öyle bir içtenlik, samimiyet, arkadaşlık şu anda yok artık. Amatör de dahil hepsi paracı olmuş. Ayağını topa vuran Napolyon gibi ‘’para, para, para’’ diyor. Bu nereye kadar gidecek? Salihli, Ege Bölgesi’nde potansiyel olarak kaliteli futbolcu çıkartan bir yer olarak hemen hemen ilk 5’te. Ama şu anda bir 3. lig takımımız yok. Bakın Soma’ya, bakın Akhisar’a, bakın Turgutlu’ya. Bunlar bizden çekinen ekiplerdi, hepsinin şahane takımları var. Soma 2. Lig’de, Turgutlu 3. Lig’de. Yeni Salihlispor yıllarca bugünün 1. Lig’ine denk sayılabilecek 2. Lig’de başarıyla mücadele etti. Nerede bu takımımız? Yok oldu, kül oldu gitti. Üzülüyorum, çok üzülüyorum. Maçlara gidiyorum köy takımlarının maçı gibi maç seyrediyoruz.

7.Futbol hayat yolculuğunda size neler kattı?

Futbolun hayat yolculuğunda bana kattığı en önemli değer, iş imkânı oldu. Bu da Allah rahmet eylesin Alev Akiş abimizin sayesinde oldu. Onun referansıyla DSİ’ye girdim. 1979 yılında oradan emekli oldum ve onun huzuru ile yaşıyorum.

8.Futbol oynarken ‘’keşke’’ dediğiniz bir şeyler var mı?

 Salihlispor’da oynarken, İzmirspor, Manisaspor  takımları 2. ligdeydi. O zaman beni transfer için geldiklerinde benim biraz alkole düşkünlüğümü öğrenmişler. Onun için transfer teklifinden vazgeçmişler. Yine 2. lig’de oynayan Nazillispor’a, Baba Tevfik, Osman, Ben üçümüz gittik. Orada anlaşmak için masaya oturduk, fakat ücrette anlaşamadım. Bana çok düşük fiyat verdiler, arkadaşlarıma daha yüksek verdiler. Oradan da geri geldim. Zaman zaman, keşke bunları yapmasaydım da profesyonel olsaydım diye hayıflanıyorum. Ama iş işten geçti.


9. Sahada öğrendiğin ama hayatta çok işine yarayan bir kural var mı?

Sahada ve hayatımdaki en büyük meziyet; efendi olmak, kişilikli olmaktır. Çok tekme yedim, burnum kırıldı, küfür yedim, ama hiçbirinin karşılığını vermedim. Şimdi bunun semeresini görüyorum. Alaşehir’de, Turgutlu’da, Manisa’da zamanında rakip takımlarda oynağımız arkadaşlarım var. Şimdi de onlarla rahatlıkla konuşabiliyorum, arkadaşlığımı sürdürebiliyorum. Futbolun bana verdiği terbiye, ahlak sayesinde bunlar oluyor. Hatta bazı rakip takım arkadaşlarımdan özür dileyenler bile oldu. Geçmiş geçmişte kalır, futbol sahasında kalır. Bazı futbolcu arkadaşlara bunu bir türlü öğretemedik.  Şu anda Salihli’de tanınıyor, seviliyor ve sayılıyorsam bu yüzdendir.

10.Salihli’de futbola gönül vermiş gençlere neler söylemek istersiniz?

Genç arkadaşlara söyleyeceğim şudur. Giydiğiniz formanın hakkını verin arkadaşlar. Sizlerden tek isteğim budur. Para her zaman bulunur. Para her zaman bir şey getirmez. Aldığınız para zaten kulüplere yük oluyor. Seyrantepespor semt takımı. Arkadaşlar var gücüyle bu takımı ayakta tutmaya çalışıyorlar. Salihli Belediyespor, Salihli FK ve en son Beşiktaşlı Halim’in kurduğu 1984 Salihlispor. İşin içindeyim, inanın para yok, pul yok ama anlayışlı futbolcu arkadaşlar var. İdare yoluna gidiyorlar.

Futbolcu arkadaşlarıma söyleyeceğim söz; önce giydiğiniz formanın, bastığınız çimlerin kıymetini bilin. Oynayın, futbolda para var. İleride Salihli’nin bir takımı profesyonel lige çıktığında para bulunacaktır. Abileri olarak onlara bunu öğütleyebilirim.

10. başınızdan geçen ilginç bir anıyı paylaşır mısınız?

Vallahi başımdan çok anı geçti. Onun için bir anı değil birkaç anı paylaşabilirim. 5 Eylül ile maç yapıyoruz. Kalesini Haşim koruyordu. Biz 5 Eylül’ü devamlı yeniyorduk ama o gün 5 Eylül, dört dörtlük top oynadı. Biz gol atamadık. Haşim kardeşim de o gün panter kesildi. Dakika 90, frikik oldu. Hiç frikik atmam ama bırakın ben atacağım dedim, herkes bıraktı. Haşim kendi takımının barajına bağırıyor ‘’kim atıyor?’’ diye. Onlar Castik atıyor dediler. Öyle bir vurdum ki top 90’a takıldı. Hani direkteki örümcek ağlarını alır derler ya, öyle bir gol oldu. Maçtan sonra Haşim yanıma geldi ‘’Sen ne yaptın ya?’’ dedi. Ne oldu Kardeşim dedim? Sen takımın frikikçisi değilsin diye rahattım ama hayatımın golünü yedim’’ dedi. Haşim’le rastlaştığımızda, eski günleri yad ederken hala ‘’o golü unutamam’’ der.

İkinci hatıram da çok ilginç. Gençlerbirliği’nde oynadığım dönemde, Somasporla oynuyoruz. O zaman Somalinyit ve Somasotes takımları birleşmiş, Somaspor olmuşlardı. O güne kadar hiç mağlubiyetleri yok, sadece 2 beraberlikleri vardı. Sahaya ısınmaya çıktıklarında, tek tip eşofmanları, kaliteli malzemeleri ile profesyonel takım havasındaydılar. Biz onların yanında çapulcu gibi kalıyorduk. Arkadaşlarla kendi aramızda biz milli takımla maç yapacağız galiba diye konuşmuştuk. Maç başladı. 1-0, 2- 0, 3- 0, 4- 0 uzatmayayım maçı 7-1 aldık. Adamlar soyunma odasına giderken birbirlerini yediler. O gün 3 gol attım, 2 gol Baba Tevfik attı, 1 gol de Dayı İbrahim attı. Diğer golü kimin atttığını hatırlayamıyorum. 7-1 yendik adamları. Onlar şok oldu, biz mutlu olduk.

Bir hatıram daha var, bunu anlatmazsam olmaz. Sanayispor’un çıkmasında payım var ve bununla gurur duyuyorum. Niye? Derseniz. Akhisarspor ile Sanayispor çekişiyordu. Sanayispor, Alaşehir ile oynuyor biz de Akhisar’la, Salihli’de oynuyorduk. Herkes Akhisar bizi yenecek gözüyle bakıyordu. Fakat, bizde bir forma aşkı, bir Salihli aşkı vardı ki Akhisar’ı sahadan sildik. 3-1 yendik. Ben 2 gol attım, 1 golde Ufuk Cantürü arkadaşımız attı. Sanayispor’da Alaşehir’i 1-0 yenince şampiyon oldu. Sanayispor’un şampiyonluğuna katkım olduğu için çok mutluyum. Bunda rahmetli Zafer Keskiner’in de büyük katkısı var. Ondan sonra Salihli’de futbol bitti.

10.Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Üst düzey mülkü amirlerimizden, özellikle Belediye Başkanımız Sayın Mazlum Nurlu’dan ricamız bu çocukları mezarın oradaki futbol sahasına esir etmesinler. Artık Salihli’ye yakışan bir futbol sahamız olsun. 1972 yılında açılan Ramiz Turan Stadyumu yıkıldı. 50 yıllık geçmişi bitti. Yarın Belediyespor veya diğer takımlarımızdan biri 3. lige çıksa Durasıllı’ya maça mı gideceğiz? Niye kendi şehrimizde yok? Niye bizim milletvekillerimiz bu konuyla ilgilenmiyor? niye Salihli’de bir yer bulunmuyor? Bulunamaz mı? Lütfen Mazlum Nurlu başkanım bu işe el atarsanız memnun oluruz. Spor camiası olarak şimdiden size teşekkür ederim.

Yorum: ‘’Biz Hiç Çim Sahada Oynamadık’’

70’li yıllarda Salihli futbol camiasında gerçekten çok çekişmeli maçlar olur, futbol severler tarafından günlerce konuşulurdu. Mustafa abinin dediği gibi Fenerbahçe-Galatasaray maçları gibi ilgi çekerdi. Manisa ve ilçelerinde tatlı bir futbol rekabeti vardı. 1984 yılında Sanayispor büyük bir başarı göstererek, şampiyon oldu. Amatör ligden profesyonel lig’e çıkarak, Salihli’ye büyük bir sevinç yaşattı. Şimdi o günleri güzel bir anı olarak hatırlıyoruz.

Mustafa abinin futbol oynadığı yıllarda ben Manisa’da yatılı okuyordum. Hafta sonları Salihli’ye geldiğimde zaman zaman maçlara giderdim. Mustafa abiyi de Salihlispor forması altında zaman zaman seyrederdim. O dönemlerde Salihli Lisesi’nin önündeki toprak sahada deyim yerindeyse kıran kırana maçlar olurdu. Çoğu zaman taraftarların taşkınlıklarından dolayı olaylar çıkardı. 

‘’Biz hiç çim sahada oynamadık’’ diyor Mustafa Abi. Sadece istisna olarak Manisa stadında oynadığı bir iki maç hariç. Sakatlanma riskinin büyük olmasına rağmen, o  toprak sahalarda canla başla mücadele ederlerdi. Amatör ruh denilen şey böyle fedakârlıklar gerektiriyordu. Ailelerinin engellemesi de cabası.

O dönem ile bu dönem mukayese bile edilmez. Futbol adına her imkân var. Artık aileler çocuklarını, üstelik para vererek futbol kurslarına yolluyor. Onları teşvik ediyorlar. Nereden nereye. Bu açıdan bakıldığında Mustafa abi ve döneminin futbolcularının neleri göğüslediği, nasıl mücadele verdikleri ortaya çıkıyor. Umarım bu söyleşiyi okuyan genç futbolcular, Mustafa abinin öğütlerini kulaklarının arkasına atmazlar. Çünkü tecrübe konuşuyor. Salihli futbolunda bir dönemin unutulmazlarından olan Castik Mustafa abime bundan sonraki hayatında sağlık ve mutluluklar dilerim.