‘’Müzik Yaşantıma Yeni Başlıyorum Diyebilirim’’
Pop Müzik Sanatçısı Tuğra Erkan ile Konuştuk

1.Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhabalar efendim. Ben Salihli’de doğmuş ve Salihli’de büyümüş bir hemşehrinizim. İlk, orta ve lise eğitimimi Salihli’de tamamladım. Daha sonra Konya Selçuk Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu ve ardından Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi İşletme bölümünü bitirdim.
Bir dönem İzmir’de Uzman Çavuş olarak görev yaptım. Fakat sağlık nedeniyle ayrılmak zorunda kaldım. Daha sonra müziğe olan tutkumdan dolayı, bu işin merkezi İstanbul’da bir müddet hem çalıştım, hem de müzik çalışmalarımı devam ettirdim. Daha sonra yaşlanan anne ve babamın sağlık sorunları nedeniyle memleketim Salihli’ye döndüm. Bunun yanı sıra müzik çalışmalarıma da devam ettirmekteyim.

2. Müzik yolculuğunuz nasıl başladı?
Müzik yolculuğum Salihli’deki belediye korolarında başladı. Gazeteci Gülgün Yalvaç var, bilirsiniz. Gülgün Abla’nın elimden tutup koroya getirmesi ile başladı aslında. Zamanında bir Özgür Hocamız vardı, rahmetli oldu. Özgür hocam belediye gençlik korosu kurdu. Oraya da devam ettim. Yani korolarda yetiştik. Tabii ki alaylı olarak müzik hayatımız başladı. Sonradan şartlar gereği okullu da olamadık. Konservatuar eğitimi almak istedim ama nasip olmadı. Haliyle o dönemin şartları çok müsait değildi.
Yüksek eğitimim sırasında üniversite korolarında bulundum. Görev yaptığım yerlerde müzikle devamlı içli dışlıydım. Uzman Çavuşluk yaptığım dönemde İzmir Gaziemir’de, Hava Sınıf Okulları’nda ve yine Konak’ta bulunan Aşiyan Müzik Derneği korosunda solist ve korist olarak görev aldım.
Asker olarak görev yaptığım dönemde, müzik camiasını iyi tanıyan bir abim vardı. O abim sayesinde Prestij Müziğin sahibi rahmetli Hilmi Topaloğlu ile tanıştık. Tabii Hilmi Topaloğlu’nun son dönemine denk geldi. Onunla bir projeye başlayacaktık ama nasip olmadı. Rahatsızlandı, vefat etti ama o zaman için bana onay vermişti. Öyle bir duayenden onay almıştım. 21 yaşındaydım o zaman.
Sağlık problemleri nedeniyle askerlikten ayrıldıktan sonra ve 2004 yılında İstanbul’a yerleşmeye karar verdim. Tabii bu kararımda müziğin çok büyük etkisi var. 2005 yılında ilk albümümü hazırladım. Fakat sözleşme yaptığım müzik firması sözleşme kurallarına uymadı ve maalesef albümü yayınlayamadık. Ben de uzun uğraşlar sonucu sözleşmemi feshettim. 2008 yılında aynı albümü revize ederek ‘’Dayanamıyorum’’ adlı şarkıma klip çekip ilk resmi çıkışımı ‘’Almira Müzik’’ etiketiyle yaptım. Bu albümün aranjör ve müzik yönetmenliğini Grup Yorum kurucularından olan İnan Tat üstlenmiştir.
Dönemin Kral TV’sinde, Viva Gala’da ve daha birçok TV kanalında klibimiz yayımlandı. Birçok ulusal kanalda konuk olduk. 2014’e kadar bu devam etti. Tabii ilk albümünden sonra Türkiye genelinde konserlere alt kadro olarak gittim. Yeri geldi normal pozisyonda da 30-40 konsere gittim o dönem. Tabii faal olarak İstanbul’un birçok sahnesinde canlı performans gösterdim.
2016 yılında annem ve babamdan dolayı Salihli’ye yerleştikten sonra, Manisa ve çevresinde aktif olarak sahne çalışmalarım devam etti. Hatta bir süre İstanbul sahneleri için gidip geldim. Şu an aktif sahne almıyorum. Ama bütün konsantremi çıkacak olan yeni şarkıma verdim. Garo Mafyan Hocamın da desteğiyle güzel bir projenin içindeyiz. Bu da tahminen bir yıl kadar sürecek.

3. Beste veya besteleriniz var mı?
Evet, söz yazıyorum, müzik yapıyorum. Yıllarca birçok besteye imza attım. MSG (Musiki Eseri Sahipleri Grubu Meslek Birliği) üyesiyim. Bu birlik, besteci, söz yazarı, aranjör ve müzik yayımcılarının haklarını koruyan resmi bir meslek birliğidir. Telif haklarımızı korur.
Şu an fahri başkanımız olan Garo Mafyan 13 yıl başkanlığımızı yaptı. Şimdi de değerli sanatçı Ferhat Göçer başkanlığımızı yapıyor. 2005 yılından beri orada asil üyeyim. Asil üye demek müzik eserleri yayınlanmış, telif alabilen sanatçı demek. Orada kayıtlı, söz ve müziği bana ait olan birçok eserim var.

4.Kendi tarzınızı nasıl tanımlarsınız?
Malum popüler müzik yapıyorum. Müzik hayatıma Türk müziği ile başlasam da, ilk albümüm Anadolu Rock formatlıydı. İnsanların sıkıntılarını yansıtıyordu. O dönem biz de bazı sıkıntılar içinde olduğumuz için, kendi duygularımızı yansıttık. 2004’lü, 2005’li yıllar, Türkiye’nin 90’ların popundan çıktığı bir dönemdi. O dönem biraz daha Anadolu Rock’a eğilim vardı. O döneme baktığınızda zaten bunu görürsünüz. Şu anda kısa adı ‘’Pop müzik’’ olan popüler müzik yapıyoruz.

5. Ünlü piyanist, besteci, aranjör ve müzik yapımcısı Garo Mafyan ile olan dostluğunuz nasıl başladı?
Başta da bahsettiğim gibi Garo Mafyan bizim en uzun süreli MSG başkanımız. Şu anda da Teknik Birim Kurul Başkanlığı yapıyor. Garo ağabey ile başkanımız olması sebebiyle zaten tanışıyorduk, görüşüyorduk. Ama o İzmir’e yerleştikten sonra daha sık görüşmeye başladık. Bu da samimiyetimizi artırdı. Adeta baba, oğul gibi olduk. Şu anda babam, anam başka ama Garo Ağabeyde başka benim için. Ona manevi babam diyebilirim. Bu şekilde hitap ediyorum zaten. Ben de ayrı bir yeri var.

6.Salihli’de sahne aldığınız bir yer var mı?
Evet, Salihli’de birçok yerde sahne aldım zamanında. Hele pandemi öncesi ve pandemi sonrasında birçok sahne aldım. Ama şu anda Salihli’de aktif olarak sahne aldığım bir yer yok.

7.Başınızdan geçen ilginç bir anınızı okuyucularımız ile paylaşır mısınız?
Bir gün sahneye çıktığımda, birisi Ferdi Tayfur rahmetlinin bir şarkısını istedi. Şarkıyı hiç bilmiyorum ama benim bir özelliğim var, sahne arasında dinlerim ve okurum. O gün de dinlenme arası verdiğimizde sahne arkası müsait değildi, dinleyemedim. Adama da okuyacağım diye söz vermiştim. Şarkıyı ben sahnede orijinali ile hiç alakası olmayan şekilde adeta yeniden besteledim. Bilmediğim şarkıyı farklı bir şekilde okudum. Adamın zaten kafası iyiydi. Adam da benimle beraber şarkıyı söyledi. Benim için çok enteresan bir anı oldu.


8.Eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Öncelikle size söyleşi için çok teşekkür ederim. Geldiniz, emek verdiniz, ayaklarınıza sağlık.
Bunun yanında müzik yaşantıma yeni başlıyorum diyebilirim. Çünkü Garo Mafyan gibi bir duayenle bırak çalışmayı yan yana oturmak bile çok kıymetli. Gerçekten ondan da öğreneceğim çok şey var. Hala öğrenmeye devam ediyorum. Her konuda olduğu gibi müzik de, devamlı öğrenmek kendini geliştirmek gereken bir sanat dalı.
2025 yılının son aylarında “Dayanamıyorum” Adlı tekli cover çalışmam ve devamında “Bir Sevdaya Düştüm” ve 2026 yılının ilk ayında “Olmadı” adlı sözü ve müziği bana ait olan eserleri müzik severlerle buluşturdum. Bu şarkılarda ünlü müzisyen Erdinç Şenyaylar ile çalıştım. Kendisi aynı zamanda Türk müziğinin duayen gitaristi ve en iyi aranjörlerinden birisidir. Gitarın virtüözüdür. Bu anlamda kendimi çok şanslı hissediyorum. Cihan Pir’in albümüne söz ve müziği bana ait olan ‘’Sana Yandım’’ adlı eserimle destek verdim. Ahmet Kaya’nın şarkılarında imzası olan ünlü şair ve söz yazarı Ahmet Can Akyol’un bir albümünde bir bestem enstrümantal olarak şiire fon müziği oldu.
Bahsetmeden geçemeyeceğim, bir zamanların ünlü dizisi Bizimkiler’in oyuncularından rahmetli Selçuk Uluergüven amcadan (Dizinin Davut Ustası) sahne duruşu ve oyunculuk dersi aldım ve yine Kendi alanında duayen olan çok isim ile çalışmam bana büyük katkı sağladı.
Son söz olarak müzik camiasında ben de varım diyorum artık. Aslında varım demeye de gerek yok. Kendimizi ispatlamışız, birçok esere imza atmışız. Bugün Google’a Tuğra Erkan diye yazdığınızda bir şeyler yazıyorsa bunun kanıtıdır. Tabii ki bunlar geçmişte yaptığım çalışmaların birikimidir. İnşallah Bundan sonra katlanarak devam edecek. Hedefim bir yıl içinde Tuğra Erkan ismini Türkiye’de bilinir bir marka haline getirmek. Allah’ın izniyle tüm taşlar yerine oturmak üzere. Biz de elimizden geleni yapıyoruz.
Evet, Salihli’de birçok yerde sahne aldım zamanında. Hele pandemi öncesi ve pandemi sonrasında birçok sahne aldım. Ama şu anda Salihli’de aktif olarak sahne aldığım bir yer yok.

Yorum: Garo’dan Önce, Garo’dan Sonra
Salihlili bir sanatçının, İstanbul’un zorlu piyasasında kendini ispatlamış olması, onun azmini ve müziğe olan tutkusunu gösterir. ‘’Kurtlar sofrası’’ olarak adlandırabileceğimiz bir piyasada kendisini kabul ettirmesi; müziğin duayenleri tarafından onaylanması, Tuğra Erkan’ın sıradan bir müzisyen olmadığını gösteriyor.
Kendisi ile konuşurken şu tespitim oldu. Onun müzik hayatını Garo Mafyan öncesi ve sonrası olarak ikiye ayırdım. Garo Mafyan ile tanışması onun kendisini bilinçli bir şekilde geliştirmesi için büyük avantaj. Bu tanışmanın bir baba, oğul ilişkisine dönüşmesi ise gerçekten çok anlamlı. Kendisinin saygılı ve mütevazı oluşunun bunda mutlaka büyük etkisi var.
Bilmeyenler için bilgilendireyim. Garo Mafyan; Sezen Aksu, Zerrin Özer, Tanju Okan, Ajda Pekkan ve MFÖ gibi birçok önemli sanatçının projelerinde aranjör, besteci ve orkestra şefi olarak yer almış Türkiye’nin tanıdığı bir duayen bir isim. Bu da Değerli Sanatçımız Tuğra Erkan için büyük bir kazanım, büyük bir şans.
İstanbul’un telaşından uzaklaşıp, Salihli’de kendi üretim alanını kuran ve pop müzikten kopmayan Tuğra Erkan’da müzik hayatına yeni başlamış bir sanatçının heyecanını gözlemledim. Başaracağından, marka olacağından şüphem yok. Kendisine başarılar dilerim.


5 Eylül 1959 Geyve (Sakarya) doğumludur. İlkokulu Geyve’de, ortaokul ve liseyi Manisa’da parasız yatılı olarak okudu. Bolvadin (Afyon) Anadolu Üniversitesi MYO Muhasebe bölümü 1979 yılı mezunudur. Salihli’de 25 yıl reklamcılık yaptı. Kapanıncaya kadar Salihli İstiklal Gazetesi’nde, halen Salihli Post internet gazetesinde söyleşi yazarlığı ve yorumlar yapmaktadır. Evli ve 2 çocuk babasıdır.
